Filtreler
Filtreler
Bulunan: 40 Adet 0.001 sn
Koleksiyon [1]
Tam Metin [1]
Eser Adı [20]
Yayın Tarihi [1]
Yazar Departmanı [17]
Yayın Türü [Ortam] [1]
Dil [1]
Erişim Hakkı [1]
Yayın Turu [Akademik] [1]
Anonim şirketlerde kâr payında i̇mtiyaz

Preprint | 2023 | Yeditepe Üniversitesi Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) md.331’de anonim şirketlerin, yasal düzenlemelere aykırı olmamak kaydıyla her çeşit ekonomik amaç ve konu için kurulabileceği belirtilmiştir. Yasada yer alan düzenlemeden de anlaşılacağı üzere anonim şirketlerin nihai amacı kazanç elde etmektir. Dolayısıyla pay sahiplerinin en önemli mali hakkının “kâr payı hakkı” olduğunu söylemek yerinde olacaktır. Genel kabul gören kurala göre pay sahipleri, anonim şirketin elde ettiği kazançtan pay sahiplikleri oranında yararlanacaklarsa da TTK md.478 ile kâr payına imtiyaz tanınmasının önünün açılması sayesinde bazı pay sahiplerine kâr payından yararlanmada . . . üstün hak, diğer bir ifade ile imtiyaz tanınabilecektir. Buna karşın, TTK içerisinde kâr payında imtiyaz konusu ne yazık ki son derece kısıtlı düzenlendiğinden, bu konunun uygulamasına ilişkin öğretide birçok noktada fikir ayrılıkları mevcuttur ve bu nedenle de bu çalışmanın içerisinde konu Yargıtay kararları ve öğretideki görüşlerle aydınlatılmaya çalışılmıştır. Daha fazlası Daha az

Dışavurumcu otoportre resimde dışavurumcu otoportrenin tarihsel süreç ve yapıtlarla değerlendirilmesi

Preprint | 2023 | Yeditepe Üniversitesi Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi

Yaradılıştan itibaren insan yaşamında dış dünyayla kurulan iletişimin girizgâhı yüzdür. İnsan ruhuna dair ilk izlenimler, hatıralar, sırlar ve elbette ruh yüzün görünüşleri arasında bir yere gizlenmiştir. Sanatçıların ilk evvela anatomik olarak kurcalayıp, çözmeye çalıştığı beden ve yüz sonraları artık ifadenin temsil biçiminin bir enstrümanı haline gelmiştir. Bu tezin konusu, ekspresyonist dönem tezahürü üzerinden Otoportreyi ele almaktadır. Dönemsel gelişim tarihsel aşamalar bazı başat örneklerle incelenmiştir. Ekspresyonist tavır üzerinden yüzün serüvenine genel bir değerlendirme amaçlanmış ve bu bağlamda üretilen işlerle öznel d . . .ışavurum ifade edilmeye çalışılmıştır Daha fazlası Daha az

İngiliz kaynaklarında Midhat Paşa’nın Avrupa sürgünü

Preprint | 2023 | Yeditepe Üniversitesi Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi

Bu çalışmada ünlü Osmanlı Devlet adamı Ahmet Şefik Midhat Paşa’nın II. Sadareti sırasında ve ilk Osmanlı Anayasası olan Kanun-i Esasi’nin ilan edilip, ilk Osmanlı Parlamentosu’nun kurulmasından hemen sonra Sultan Abdülhamid tarafından Avrupa’ya sürgün edilmesi süreci ele alınmaktadır. Sultan Abdülhamid’e yazdığı sitem dolu bir tezkireden altı gün sonra azledilerek İzzeddin Vapuru ile kendi isteği doğrultusunda İtalya’nın Brindisi limanına götürülmüş, yaklaşık yirmi ay Avrupa’da sürgünde bulunduktan sonra Sultan Abdülhamid’in iradesi ile Girit’te ikamet etmek üzere geri çağrılmıştır. Midhat Paşa’ya verilen bu sürgün cezası iç ve dış . . .kamuoyunda tepki ile karşılanmış, Midhat Paşa Avrupa’da bulunduğu süre boyunca önemli bir devlet adamı olarak karşılanmış ve büyük bir ilgi görmüştür This study evaluates the political exile of the famous Ottoman statesman Ahmet Sefik Midhat Pasha to Europe by Sultan Abdul Hamid during his second term of grand vizierate. Midhat Pasha was sent to exile after the proclaimation of the Ottoman constitution, Kanun-i Esasi and the establishment of the first Ottoman Parliament. Only six days after he wrote a reproachful letter to Sultan Abdülhamid, he was dismissed and taken to the Italian port of Brindisi by the Izzeddin Ferry at his own request and after being in exile in Europe for about twenty months, he was recalled to reside in Crete by the will of Sultan Abdul Hamid. The exile sentence given to Midhat Pasha was met with a reaction from the domestic and foreign public opinion and Midhat Pasha was welcomed as an important statesman and received great attention during his stay in Europe Daha fazlası Daha az

Soğd-Türk ilişkileri (V-VIII. Yüzyıllar)

Preprint | 2023 | Yeditepe Üniversitesi Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi

Orta Çağ’ın başında, V. ve VIII. yüzyıllar arasında Soğdluların doğuya doğru olan göçü, Orta Asya kara kütlesinde gerçekleşen kültürel etkileşimlerin tarihinde önemli bir unsurdur. Yedisu, Otrar ve diğer birçok yerleşim yerinde ve özellikle Tang’ın başkenti Chang, Luoyang ve Dunhuang kentlerinde Soğd nüfusu iki katına çıkmıştı. Soğdlular, Orta Asya platolarındaki ticaret ağlarını deruhte eden tüccarlar olarak tanınıyordu. Bu durum Soğdluların ticari imparatorluklarından söz etme imkânı sağladı. Ancak ticaretin ötesinde, Soğdlular genel olarak bölgede kültür taşıyıcılığı rolünü üstlenmişlerdi. Bu etkileşim sadece Soğdluların kendi lü . . .ks ürünlerini doğuya taşımasıyla değil aynı zamanda batı halklarının lüks ürünlerini de kendi kervanlarıyla diğer coğrafyalara taşımalarından kaynaklanmaktaydı. Bu tür ürünler Çin veya diğer halklar için yeni sanatsal fikirler ve dinî akımların ortaya çıkmasına kaynaklık etti. Soğdya, siyasi olarak imparatorluk statüsüne hiç ulaşamamış olsa da Soğd halkı, sanatçılar, tüccarlar, keşişler, çevirmenler ve zanaatkârlar gibi çeşitli sosyal grupları temsil ederek hem kültürel sentez hem de Orta Asya halkının gelişmesinde önemli bir rol oynamıştı. Buna göre, Soğdluların anavatanları dışında Orta Asya halkları arasında kazandıkları kültürel nüfuza bakılırsa, Pers, Türk ve Çin unsurlarını bir potada birleştiren kültürel bir yapıdan bahsetmek doğru olacaktır. Bu çalışmada Soğdlar sadece tüccar kimlikleri ve Asya ticaretinde oynadıkları rolle değil, inşa ettikleri kültür imparatorluğu bağlamında Soğd ana kaynakları üzerinden ele alındı Daha fazlası Daha az

Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu (TCK m. 220)

Preprint | 2023 | Yeditepe Üniversitesi Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi

Suç işlemek amacıyla örgütlenme suçunun yorumlanması ve bu suçlarla mücadelenin başarılı şekilde gerçekleşebilmesi büyük önem taşımaktadır. Örgütlü suçun demokrasiler için ciddi bir tehdit olduğu kenara bırakılırsa, bu tip suç örgütleri modern dünyanın karmaşıklığını kullanıp, durumları kendi lehinde yönetme becerilerine sahiptir. Örgütlü suçun, zaman içerisindeki sürekli gelişimi hem ulusal hem de küresel olarak gözlemlenmektedir. Ulusal bağlamda kök salmaya çalışan suç örgütleri, teknolojik olarak gelişmiş ve kültürel olarak farklı yapıya sahip toplumların içerisinde süreçlerini yönetmeyi öğrenmiştir. Bu yapılanmaların yerel kültü . . .rleri, gelenekleri sistematik şekilde bir araya getirdiği ve organik olarak birbirine bağlı gruplar olduğu görülmektedir. Böylece suç örgütleri hem ulusal hem de ulusötesi düzeyde boşlukları doldurarak hegemonyasını koruyabilmektedir. Örgütlü suçluluk sürekli gelişim gösterdiğinden kolluk kuvvetleri buna uyum sağlamalı ve devlet otoriteleri bu değişen koşullara göre yasal düzenleme yapmalıdır. Ülkemizde suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 220. maddesi ile düzenlenmiştir. Bu tezde öncelikle örgütlü suçluluk kavramı, örgütün tarihçesi, özellikleri, örgütlü suçlar ve mücadele şekilleri anlatılmıştır Daha fazlası Daha az

Doğu Akdeniz’de münhasır ekonomik bölge sorunu ve mavi vatan doktrini

Caşın, Mesut Hakkı

Preprint | 2023 | Yeditepe Üniversitesi Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi

Enerji kaynaklarının çeşitliliği ve dünya üzerindeki farklı dağılımları, birçok medeniyet için hayati önem taşırken, aynı zamanda bu kaynaktan yararlanmak isteyen devletler için savaş sebebi olmuştur. Yıllardır süren ve günümüzde de devam eden "en fazla enerjiye sahip olma" gayreti, artık savaş aracığıyla olmasa bile diplomasi ve karşılıklı somut yaptırımlarla sıkı bir rekabete dönüşmüştür. Doğu Akdeniz bölgesi, enerji kaynakları açısından zengin olan ve Akdeniz'in yarı kapalı bir deniz olması nedeniyle birçok devletin bu bölgede kıyısının bulunduğu ve bu yüzden de kıyısı olan devletlerden daha fazla devletin söz sahibi olmak is . . .tediği bir bölgedir. Bu amaç uğruna, Akdeniz'e en uzun kıyısı olan Türkiye'nin, bu bölgedeki deniz yetki alanlarının kısıtlanması için hukuka aykırı olarak stratejik adımlar atılmıştır ve hala da atılmaya devam etmektedir. İleriki bölümlerde de açıklanacağı üzere, çeşitli politik hamlelerle Türkiye bu bölgede yalnızlaştırılmış ve saf dışı bırakılmaya çalışılmıştır. Ancak yapılmaya çalışılan bazı politik hamlelerin; hukuka, çeşitli uluslararası sözleşmelere, yargı kararlarına ve en önemlisi hakkaniyete aykırı olmasından dolayı, Türkiye, bölgedeki gücünü olması gerektiği gibi kullanamamaktadır. Türkiye'nin gücünü mutlak surette kullanabilmesi, bu bölgede bulunan komşularının desteğini almasına bağlıdır. Özellikle, Türkiye'nin hem kara hem de deniz sınırında komşusu olan Yunanistan'la Ege ve Akdeniz'de belirlenemeyen deniz yetki alanı sınırları, yani kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge konuları ve bu hususların temeli olarak sık sık gündeme gelen Paris ve Lozan Antlaşmaları ile bu antlaşmalarda düzenlenen adalar meselesi, hala diplomatik krizlere neden olmaktadır. Öyle ki, iki ülke son bir yıl içerisinde Birleşmiş Milletlere vermiş oldukları mektuplarda adalar üzerindeki egemenlik tartışmasını ve buna bağlı olarak da Ege ve Akdeniz'deki deniz yetki alanlarının sınırlarının belirlenmesi hususunu tekrar gündeme getirmişlerdir1. Günümüzde hala tansiyonu yüksek tutan bir konu olmasından da anlaşılmaktadır ki Ege ve Akdeniz'de sınırlarımızın belirli olması ve bunun için de kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgenin tanımlarının ve sınırlandırmalarının örnek yargı kararları ışığında yapılması, Türkiye'nin dış politikadaki gücü ve itibarı açısından önem arz etmektedir. Bu tezimizde, sınır ve egemenlik tartışmalarının da sık sık gündeme gelmesine neden olan bu enerji rekabetinin, konumuzla sınırlı kalması açısından sadece Doğu Akdeniz'de ve Doğu Akdeniz'i çevreleyen ülkelerde incelemesi Türkiye’nin Mavi Vatan Doktrini ile birlikte yapılacaktır. Bu inceleme yapılırken öncelikle, Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanlarının sınırlandırılması sorunun tarihi ile bu soruna taraf olan ülkelerin görüşleri açıklanmak suretiyle Doğu Akdeniz tarihine değindikten sonra, deniz yetki alanlarının neler olduğu ve hangi yöntemlerle sınırlandırılabileceği açıklanacaktır. Bu bağlamda, uluslararası hukukun asli kaynakları olan uluslararası sözleşmeler incelenirken örf ve âdet hukukundan da yararlanılacaktır. Tali kaynaklardan olan Uluslararası Adalet Divanı kararları örnek yargı kararları olarak incelenecektir ve son olarak da Türkiye'nin deniz yetki alanına dair uygulamaları ile Doğu Akdeniz politikasının değişkenleri ve Doğu Akdeniz'de yetki alanlarının belirlenmesini etkileyen asli ve tali unsurlar açıklanacaktır Daha fazlası Daha az

6698 sayılı kişisel verilerin korunması kanunu kapsamında açık rıza

Dinar, Refik Cem

Preprint | 2023 | Yeditepe Üniversitesi Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi

Kişisel verilerin korunması hakkı, veri ihlallerinin artması doğrultusunda uluslararası düzenlemeler ve hukukumuzda 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ile birlikte büyük bir önem kazanmıştır. Çalışmamızda genel itibari ile 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, Avrupa Birliği mevzuatı ve diğer uluslararası metinler çerçevesinde kişisel verilerin işlenmesi, kişisel verilerin işlenmesinde hukuka uygunluk sebepleri ve özellikle de kişisel verilerin işlenmesinde hukuka uygunluk sebeplerinden biri olan “açık rıza” kavramı ele alınmıştır. Çalışmamızda dört ana bölüm mevcuttur. İlk bölümde; kişise . . .l veri kavramı, kişisel veri kavramının ortaya çıkışı ve kişisel verilerin korunması kapsamında var olan ulusal ve uluslararası düzenlemelere yer verilmiştir. Çalışmamızın ikinci bölümünde ise; kişisel verilerin korunması hukukuna hakim olan kavram ve temel ilkeler ele alınmıştır. Üçüncü bölümde; hukuka uygunluk nedeni olan açık rıza ve kişisel verilerin diğer işlenme sebepleri detaylı bir şekilde aktarılmıştır. Dördüncü ve son bölümde ise açık rızanın geçerlilik şartlarına, ne şekilde alınabileceğine, açık rıza almada ispat yüküne ve açık rızada bulunma ehliyeti hususlarına yer verilmiştir Daha fazlası Daha az

2005 yılından günümüze Türkiye’deki e-dergi kapak tasarımlarının incelenmesi ve “grafik tasarım dergisi” için e-dergi kapak tasarım önerisi

Dinar, Refik Cem

Preprint | 2023 | Yeditepe Üniversitesi Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi

Bu tez çalışmasında amaçlanan; basılı ve elektronik mecraların birlikte var olduğu günümüzde dergilerin basılı ve elektronik basımlarının arasında görsel kimlik devamlılığını her iki mecrada tutarlı bir biçimde sağlayıp /sağlayamadığı ya da ne ölçüde sağladığını araştırmaktır. Çalışmada basılı ve elektronik yayınların gelişim süreçleri, elektronik yayın türleri ve formatları literatür taraması yapılarak araştırılmıştır. Basılı ve elektronik dergi tasarımında görsel kimliği oluşturan unsurlar incelenmiş, seçilen beş dergi (National Geographic Türkiye, Skylife, Harvard Business Review Türkiye, Log, Wired Magazine) logo, biçim ve kapak . . ., sayfa yapısı, tipografik kararlar ve renk kullanımı açısından analiz edilmiştir. Bu analiz sonucunda elde edilen verilerin ışığında Grafik Tasarım Dergisi için yeni bir tasarım önerisi sunulmuştur. Grafik Tasarım Dergisi için öncelikle akıllı telefonlar için bir tasarım dili oluşturulmuş ve görsel kimliği tutarlı olarak devam ettirecek bir biçimde basılı edisyona aktarılmıştır Daha fazlası Daha az

Doğu sanatının Hint, Çin ve Japon sanatları üzerinden incelenmesi ve bu sanatların modern Avrupa sanatı üzerindeki etkileri

Dinar, Refik Cem

Preprint | 2023 | Yeditepe Üniversitesi Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi

Bu tez çalışmasında, Batıda Modern Sanatın oluşum sürecinde Doğu kültürlerinin etkisi, özellikle Antik Hint, Çin ve Japon sanatları üzerinde durularak incelenmiştir. Doğu, tüm uygarlıklarını, sanat ve değerleriyle ele almak için oldukça derin ve kapsamlı bir konudur. Bu nedenle araştırma daha yakından bakılan Hint, Çin ve Japon uygarlıkları ile sınırlandırılmış; bu üç uygarlık tarihsel süreçleri içerisinde sanatlarının yanı sıra, sosyal, ekonomik, din ve inançları bakımından incelenirken, onlardan bağımsız düşünemeyeceğimiz Mısır ve İran uygarlıklarının sanatıyla Orta Asya Bozkır sanatına da değinilmiştir. Bu çalışmada ayrıca; Çin, . . .Hindistan, Kore, İran gibi medeniyetlerden özümsediği biçimsel ve teknik ifade yöntemlerini, kendi sanatsal dilini şekillendirmek üzere kullanan ve Avrupa sanatını en dolaysız yoldan etkilediği düşünülen Japon sanatının ve diğer Batı dışı kültürlerin, Avrupa’daki modern sanat akımlarının oluşum süreçlerindeki etkisi de araştırılmıştır Daha fazlası Daha az

Sinestezi ve sanat ilişkisi

Dinar, Refik Cem

Preprint | 2023 | Yeditepe Üniversitesi Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi

Tıp biliminin 300 yıldan fazladır üzerinde durduğu sinestezi kavramı en genel haliyle renklerin sese, şekillerin tada dönüştüğü bir algıyı ifade etmektedir. Bir sanat eserinin bütünlüğünü sağlayan en önemli unsurun planlı bir kompozisyon olması gerektiği düşünüldüğünde ise sinestezik algının sanat eserinde yaratıcılığı geliştirdiği söylenebilmektedir. İyi bir sanatçının özgün eserler yaratabilmesi için hassas ve derin duyulara sahip olması gereklidir. Tarihte ismini duyurmuş, sanat sektörünü geliştirmede faydalı olmuş, birçok deha, olağandışı farklı yeteneklere sahiptir. Bahsi geçen bazı sanatçıların ise sinestezik algıya sahip oldu . . .ğu yapılan araştırmalarla ortaya koyulmuştur. Duyular arası ilişki sinestezik sanatçıları günlük yaşantıları en fazla etkileyen durum olmaktadır. Çünkü her insan yaşamını, tat, koku, işitme, görme gibi duyularla yönlendirmiştir, bazı sanatçılarda iki veya dört duyu bir arada çalışabilmektedir, örneğin ressamlarda en çok görülen, duydukları seslerin, renklerini algılayıp onları görselleştirmek olduğu bilinmektedir. Hazırlanan bu çalışmada, Sinestetik bakış açısına dayalı bir şekilde, sanat eserini üretmede kaynak olan psiko- nörolojik durumların sanat ürünü üzerindeki etkileri anlatılmaktadır. Ayrıca Carol Steen, Vincent Van Gogh gibi sanatçı örnekleri verilerek eserleri incelenmiştir Daha fazlası Daha az

Portre resminde i̇mgenin varoluşu

Dinar, Refik Cem

Preprint | 2023 | Yeditepe Üniversitesi Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi

Portre, insanın resmedilmesi anlamını taşısa da bir bakıma sanatçının da resmedilmesi manasını taşımaktadır. Karşılıklı etkileşime dayalı bir dinamik oluşturan portre resminde sanatçının üzerinde yoğunlaştığı imgeler onun şahsi tecrübelerine dayandığı gibi evriminin bir parçasını da oluşturmaktadır. Sadece malzemeye ve ölçüye dayalı bir yaratımın portre için açıklayıcı olmadığı gibi yapılan işin çok küçük bir kısmını tanımlaması sebebiyle eksik ya da zayıftır. Sanatçının duyguları, hisleri sanata dair tutumları diğer bir deyişle özne olma halleri portre için belirleyicidir. Sanatçı bakışı ile içeride/ dışarıda var olan, yabancı ve a . . .şkın bir gerçeklikle nasıl ilişkiye girebilir? Portre resmine ontolojik yaklaşım ile sanatçının bakışını benzersiz kılan nedir? Soruların cevaplarına açıklık getirmeye çalıştığım bu araştırmada portre resminde imgenin benzersiz kılan bakışının nereye yöneldiği çok önemlidir. Portre resimde sanatçılar da kendine has bakışın izlerini gerçekçi portreler anlayışından daha farklı ele almıştır. Kişinin iç dünyasındaki izlenimlerini gösteren imge dünyası içine katarak görünmez kuvvetlerin ifadesi görünür kılan sanatçı bir hakikatin peşindedir: “Ben kimim?”. Bu sorunun cevabını portre resmi ile yola çıkarak arayan sanatçının resmindeki gerçeklik ile kurduğu ilişki, içe yöneltmiş görünenin ardındaki duyumsamalarının, yaşadıklarının öz denetiminden çıkmış kendiliğinden varoluşların keşfidir Daha fazlası Daha az

Okofeminist Edebiyat eleştirisi (dünyaya orman denir ve doğa tarihi üzerinde bir uygulama)

Dinar, Refik Cem

Preprint | 2023 | Yeditepe Üniversitesi Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi

Feminizm, çevreci teoriler ve ekofeminizmin edebiyatta yerini alması ile meydana gelen ekofeminist edebiyat eleştirisi özellikle kadın ve çevre özelinde tahakküm altına alınan tüm grupların edebiyattaki tezahürleri ile oluşmuştur. Bunun yanı sıra ekofeminist edebiyat, silahlanma ve savaş karşıtlığı; kimyasal silah kullanımı gibi hem ortaya çıktığı 70’li yılların hem de hala günümüzde önemli bir yere sahip olan toplumsal meselelerin edebiyat penceresinden görünür hale getirilmesini sağlamıştır. Ekofeminizm, ataerkil toplumsal yapılanmada aşağı görülen kadın, doğa, hayvan; farklı cinsel yönelimlere sahip bireyler ve siyahiler gibi gen . . .iş bir kitleyi çatısı altında toplayarak çeşitli sömürülme biçimlerine karşı gelmiş; böylelikle insanın hükmetme arzusunun kurbanı olan tüm canlılar ve ekosistemi meselesi haline getirmiştir. Ekofeminist edebiyat eleştirisi sayesinde günümüzde hala çözülememiş, yüz yıllardır süregelen tüm ötekileştirme ve tahakküm biçimleri edebi eserlerde yerini alarak birer eleştiri nesnesi olmuştur. Bu amaç doğrultusunda, bu makalede, kapsamlı bir ekofeminizm tanımı yaparak, ekofeminist edebiyat eleştirisi çerçevesinde ekolojik duyarlılıkla birçok eser kaleme almış Ursula K. Le Guin’in (1953-2018) Dünyaya Orman Denir (1972)ve çağdaş Türk edebiyatında modern dünya eleştirisi ile öne çıkan Hakan Bıçakçı’nın (1978-…) Doğa Tarihi (2014) eseri üzerinde bir inceleme yapılarak; bu eserlerde kadın ve doğanın tahribi, kadın bedeninin sömürüsü, insanın tabiattan dolayısıyla özünden koparılması gibi temalarla ekofeminist bulguların tespit edilmesi amaçlanmıştır Daha fazlası Daha az

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında yükümlülüklerimiz ve çerez politikamız hakkında bilgi sahibi olmak için alttaki bağlantıyı kullanabilirsiniz.

creativecommons
Bu site altında yer alan tüm kaynaklar Creative Commons Alıntı-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Platforms