Detaylı Arama

İptal
Bulunan: 8 Adet 0.001 sn
- Eklemek veya çıkarmak istediğiniz kriterleriniz için 'Dahil' / 'Hariç' seçeneğini kullanabilirsiniz. Sorgu satırları birbirine 'VE' bağlacı ile bağlıdır.
- İptal tuşuna basarak normal aramaya dönebilirsiniz.
Filtreler
Filtreler
Bulunan: 8 Adet 0.001 sn
Koleksiyon [1]
Tam Metin [1]
Yayın Tarihi [1]
Yazar [KatkıdaBulunan] [2]
Yayın Türü [Ortam] [1]
Dil [1]
Erişim Hakkı [1]
Yayın Turu [Akademik] [1]
6698 sayılı kişisel verilerin korunması kanunu kapsamında açık rıza

Dinar, Refik Cem

Preprint | 2023 | Yeditepe Üniversitesi Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi

Kişisel verilerin korunması hakkı, veri ihlallerinin artması doğrultusunda uluslararası düzenlemeler ve hukukumuzda 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ile birlikte büyük bir önem kazanmıştır. Çalışmamızda genel itibari ile 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, Avrupa Birliği mevzuatı ve diğer uluslararası metinler çerçevesinde kişisel verilerin işlenmesi, kişisel verilerin işlenmesinde hukuka uygunluk sebepleri ve özellikle de kişisel verilerin işlenmesinde hukuka uygunluk sebeplerinden biri olan “açık rıza” kavramı ele alınmıştır. Çalışmamızda dört ana bölüm mevcuttur. İlk bölümde; kişise . . .l veri kavramı, kişisel veri kavramının ortaya çıkışı ve kişisel verilerin korunması kapsamında var olan ulusal ve uluslararası düzenlemelere yer verilmiştir. Çalışmamızın ikinci bölümünde ise; kişisel verilerin korunması hukukuna hakim olan kavram ve temel ilkeler ele alınmıştır. Üçüncü bölümde; hukuka uygunluk nedeni olan açık rıza ve kişisel verilerin diğer işlenme sebepleri detaylı bir şekilde aktarılmıştır. Dördüncü ve son bölümde ise açık rızanın geçerlilik şartlarına, ne şekilde alınabileceğine, açık rıza almada ispat yüküne ve açık rızada bulunma ehliyeti hususlarına yer verilmiştir Daha fazlası Daha az

Halka kapalı anonim ortaklıkta azınlığın ve tek pay sahibinin genel kurulu toplantıya çağrısı

Dinar, Refik Cem

Preprint | 2023 | Yeditepe Üniversitesi Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi

Yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve ikincil mevzuatta yer alan düzenlemeler doğrultusunda, uygulamada sermaye ortaklıkları arasında en çok tercih edilen ortaklık türü halka kapalı anonim ortaklıktır. Genel kurul ise pay sahiplerinin ortaklığın işleyişi hakkında toplantılara kendilerinin veya temsilcilerinin aracılığı ile katıldığı, oy kullanarak karar aldığı, pay sahipliği haklarını kullandığı ve bilgi edindiği anonim ortaklığın iki zorunlu organından bir tanesidir. Bu doğrultuda Tezimizde, öncelikle genel kurul üzerinde durularak, organ niteliği ve yönetim kurulu ile arasındaki ilişkiye, genel kurul kararının tanı . . .mına ve hukuki niteliğine değinilmiş; genel kurul toplantılarının sınıflandırmaları ve genel kurul toplantılarında çağrı ve çağrıda bulunmaya yetkililer irdelenmiştir. Akabinde 6762 sayılı eski Türk Ticaret Kanunu döneminde bulunmayan ancak yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile tek pay sahibine ilk kez tanınmış olan genel kurulu çağrı yetkisi, bu yetkinin tanınmasının neden ve sonuçları ile tek pay sahibinin çağrı yetkisini kullanmasının maddi ve şekli koşulları ele alınmış ve tek ortaklı anonim şirketler bakımından bu yetkinin uygulanabilirliği değerlendirilmiştir. Son olarak ise genel kurulu toplantıya çağrıya yetkili olanlardan bir diğeri olan azınlığın genel kurulu toplantıya çağrı yetkisi üzerinde durulmuş, azınlık kavramı incelenmiş, azınlığın genel kurulu toplantıya çağrı prosedürü ayrıntılı olarak incelenmiştir Daha fazlası Daha az

Konut ve çatılı i̇şyeri kiralarında kira bedelinin tespiti

Dinar, Refik Cem

Preprint | 2023 | Yeditepe Üniversitesi Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi

Çalışmamızda konut ve çatılı işyeri kiralarında kira bedelinin tespiti konusu incelenmiştir. Mülga 818 Sayılı Borçlar Kanunu ile Mülga 6570 Sayılı Gayrimenkul Kiraların Hakkında Kanun dönemine değinilmekle birlikte, ağırlıklı olarak 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu uygulaması ve güncel Yargıtay kararları incelenmek suretiyle, kira bedeli tespitinin ne şekilde olacağı anlatılmaya çalışılmıştır. İncelememizde, kira sözleşmesi ve bedel unsuru, bedel unsurunun kira sözleşmesi bakımından önemi ve bedeli belirlemenin sözleşme özgürlüğü kapsamındaki sınırları hakkında yeterli bilgilere yer verdikten sonra, kira bedelinin tespitinin ne şekil . . .de olacağı açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışmamızın konusu üç bölümde incelenmiştir. Birinci bölümde, kira sözleşmesinde bedel unsuru üzerinde durulmuştur. Bu kapsamda kira sözleşmesi ve bedel kavramlarının tanımı, kiracının kira bedelini ödeme borcunun niteliği, kira bedelinin sözleşme özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi, kira bedeline artış kaydı koyabilme özgürlüğü ve sınırları açıklanmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde, kira bedelinin belirlenmesi ve uygulanacak ilkeler kapsamında Türk Borçlar Kanunu madde 344 ve uygulaması incelenmiştir. Üçüncü bölümde, Türk Borçlar Kanunu madde 345 kapsamında kira tespit davasının anlam ve niteliği, kira tespit davası açılabilmesi için gerekli şartlar farklı kira sözleşmesi türlerine göre açıklanmaya çalışıldıktan sonra kira tespit davası ve uyarlama arasındaki farklara yer verilmiştir Daha fazlası Daha az

Sermaye piyasası hukukunda kitle fonlama platformları

Dinar, Refik Cem

Preprint | 2023 | Yeditepe Üniversitesi Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi

Kitle fonlaması, özellikle teknolojik gelişmeler sayesinde son yıllarda projeleri için finansmana ihtiyaç duyan girişim şirketleri ile küçük ve orta ölçekli işletmelerin geniş yatırımcı kitlelerine ulaşarak fon elde etmesini sağlayan ve günümüzde giderek daha çok tercih edilen bir finansman yöntemidir. Kitle fonlaması ile girişimciler, çevrimiçi ortamda faaliyet gösteren kitle fonlama platformları aracılığıyla yatırımcılara ulaşarak projelerini tanıtabilmekte ve fon elde edebilmektedir. Girişimciler tarafından toplanan fon karşılığında yatırımcılara pay ve borçlanma araçları gibi sermaye piyasası araçlarının verilebilecek olması ve . . .kitle fonlaması ile halktan para toplanması faaliyeti söz konusu olması nedeniyle kitle fonlaması sermaye piyasası hukukunda düzenlenmektedir. İşbu tez çalışması ile anılan yeni finansman yöntemi kısaca ele alınarak kitle fonlaması yönteminin kullanılmasında önemli bir rolü olan kitle fonlama platformlarının Türk sermaye piyasası düzenlemeleri çerçevesinde yükümlülükleri ve sorumluluklarının ortaya koyulması amaçlanmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde, kitle fonlaması finansman yönteminin anlaşılabilmesi için kitle fonlaması kavramı ve benzer finansman yöntemlerinden farkları, kitle fonlamasının özel olarak düzenlenme nedenleri ile kullanılan kitle fonlaması modelleri açıklanmış; karşılaştırmalı hukuktaki ve Türk hukukundaki mevzuat gelişmeleri hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde kitle fonlama platformlarının kuruluş süreci ile ortakları, yönetim kurulu üyeleri ve yatırım komitesi üyeleri için aranan şartlar açıklanmış, platformların kitle fonlaması faaliyeti dışında gerçekleştirebileceği işlemlerin çerçevesi çizilmiştir. Ayrıca bu bölümde öğretideki görüşler çerçevesinde kitle fonlama platformlarının ve yatırım komitesinin hukuki niteliğine yönelik tespitlerde bulunulmuş, mevcut mevzuat düzenlemelerinin yeterli olup olmadığı yönünde değerlendirmelerde bulunulmuştur. Üçüncü ve son bölümde, platformların kitle fonlaması taraflarıyla olan hukuki ilişkisi ve sorumluluğu incelenmiştir. Bu kapsamda platformların yatırımcılar ile akdettiği üyelik sözleşmesi ve girişimci/girişim şirketleri ile akdettiği kitle fonlaması sözleşmelerinin niteliğine ilişkin değerlendirmelerde bulunularak taraflar arasındaki hukuki ilişkiye uygulanacak mevzuat hükümleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Ardından kitle fonlama platformlarının faaliyetleri nedeniyle Türk hukukundaki kitle fonlaması düzenlemeleri kapsamında sorumluluğu incelenmiştir Daha fazlası Daha az

Türk kişisel verileri koruma mevzuatının Avrupa Birliği genel veri koruma tüzüğü i̇le uyumlaştırılması sürecinde doğabilecek sorunlar ve bu sorunlara yönelik çözüm önerileri

Dinar, Refik Cem

Preprint | 2023 | Yeditepe Üniversitesi Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi

90’lı yıllardan itibaren bilgi teknolojileri alanında yaşanan gelişim, kişisel verilerin yasal olarak korunma ihtiyacını ön plana çıkarmıştır. Bu ihtiyaçtan yola çıkarak pek çok ülke kendi yasal mevzuatında düzenlemeler yapma gereği duymuştur. 1995 yılında 95/46/EC sayılı Direktifin kabul edilmesiyle Avrupa Birliği hukukunda kişisel veriler ilk kez yasal bir çerçeveye oturmuştur. 14 Nisan 2016 tarihinde onaylanan Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü ise 25 Mayıs 2018 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Türkiye’de ise 2010 yılında yapılan Anayasa değişikliğinden sonra 7 Nisan 2016 tarihinde Kişisel Verileri Koruma Kanunu (KVKK) kabul e . . .dilerek ilk çerçeve Yasa yürürlüğe girmiştir. Ne var ki Kişisel Verileri Koruma Kanunu’nun, 2 (iki) senelik uyum sürecinden sonra 25 Mayıs 2018 tarihinde yürürlüğe giren Genel Veri Koruma Tüzüğü ile mukayese edildiğinde yetersiz kaldığı görülmektedir. Bu yetersizliklerin temelinde, KVKK’nın, Avrupa Konseyi’nin 1 Ekim 1995 tarihinde kabul ettiği 95/46/EC sayılı “Kişisel Verilerin İşlenmesi ve Bu Verilerin Serbest Dolaşımı Bakımından Bireylerin Korunmasına İlişkin Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Konseyi Direktifi”ni referans alması yatmaktadır. Bu açıklamalardan hareket ile ülkemizdeki kişisel verilerin korunması yönündeki ihtiyacı karşılamaya yönelik hazırlanan Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, Türkiye’nin Avrupa Birliğine uyum sürecinde hayati önemi haizdir. Dolayısıyla Tüzüğün, Türk mevzuatına uyumlaştırılması sürecinin karşılaştırılmalı olarak değerlendirilmesi ve ortaya çıkabilecek sorunların çözümüne yönelik çalışmalar yapılması gerekmektedir. Bu hususta, Türkiye’de yerleşik kişi ya da tüzel kişilerin, KVKK ile uyum içerisinde olması yeterli olmamakta, aynı zamanda AB Genel Veri Koruma Tüzüğü ile de uyumluluk göstermesi gerekmektedir. Kişisel Verileri Koruma Kanunu’nda yapılacak uyumlaştırma çalışmaları, halihazırda AB Genel Veri Koruma Tüzüğü’ne dahil olan gerçek kişi ve tüzel kişiler için önem taşıyacağı gibi Kişisel Verileri Koruma Kurulu bakımından ileride uygulamada oluşabilecek boşlukların doldurulmasında da önem kazanacaktır. Daha fazlası Daha az

İklim koruma hukukunun özel hukuk sözleşmelerine yansımaları

Dinar, Refik Cem

Preprint | 2023 | Yeditepe Üniversitesi Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi

İklimin ortalama durumunda ve/veya değişkenliğinde belirli bir süre boyunca görülen değişiklikler olarak tanımlanan iklim değişikliği, gezegenimizi ve barındırdığı tüm canlıları etkileyen, 21. yüzyılın belki de en önemli sorunlarından biridir. İnsan faaliyetleri nedeniyle gezegenimizin uğruyor olduğu zarar, artık sadece belirli bir bölgeyi ya da insanlığı değil, tüm dünyayı ve içerisinde yaşayan tüm canlıları doğrudan etkilemektedir. İklim değişikliğinin sebep olduğu küresel sorunların çözümünde ise birçok farklı disiplin bir araya gelmeli ve ortak menfaat doğrultusunda iş birliği içinde hareket etmelidir. İçerisinde birçok farklı p . . .aydaşın bulunduğu iklim kriziyle mücadele sürecinde ne gibi hukuki adımların atılması gerektiğinin belirlenmesi, kuşkusuz oldukça kritik bir öneme sahiptir. Bu küresel mücadele kapsamında, iklim değişikliği ile ilgili birçok uluslararası hukuki metin imzalanmakta, mutabakatlar yayınlanmakta; ulusal alanda ise ülkeler önemli adımlar atmakta, iklim mevzuatını geliştirerek, örneğin, kendi iklim kanunlarını oluşturmaktadır. Kuşkusuz, devletlerin yanında, özel hukuk tarafları da bu mücadelenin önemli paydaşlarından biridir. Bu noktada tarafların, iklimin korunması adına karşılıklı ne gibi sorumluluklar yükleyebileceği, özellikle aralarındaki ilişkinin temelini oluşturan özel hukuk sözleşmelerine ne gibi hükümler ekleyebilecekleri hukuken incelenmeli ve buna göre iklim hükümleri oluşturulmalıdır. Çalışmanın birinci bölümünde, küresel iklim değişikliği sürecinde devletlerin sorumlulukları, bu kapsamdaki uluslararası düzenlemeler ve bu düzenlemelerin Türkiye’ye yansımaları incelenmiştir. İkinci bölümde, iklimin korunması amacını içinde barındıran sürdürülebilirlik kavramı, çevre unsurunu da içinde barındıran ESG kriterleri ve şirketlerin bu bağlamdaki yükümlülükleri ele alınmıştır. İlk bölümde devletlerin, ikinci bölümde şirketlerin sorumluluğu çerçevesinde hukuki düzenlemelerin incelenmesinin ardından, bu düzenlemeleri göz önüne alarak, tarafların özel hukuk sözleşmelerine ne gibi iklim hükümleri ekleyebileceğine ilişkin değerlendirme yapılmış ve çeşitli örnek maddeler hazırlanmıştır. Yine aynı bölümde, iklim hükümlerinin hazırlanması aşamasında hangi unsurlara dikkat edilmesi gerektiği farklı kanunlar bakımından ele alınmıştır. Çalışmanın dördüncü bölümünde de, uyuşmazlıkların çözüm sürecinin iklim dostu olacak şekilde nasıl ele alınması gerektiğine ilişkin önerilerde bulunulmuştur Daha fazlası Daha az

Limited şirketlerin haklı sebeple feshi

Ata Polat, Özlem

Preprint | 2023 | Yeditepe Üniversitesi Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun m. 636/III hükmü ile limited şirketlerde haklı sebeplerin varlığı halinde, her bir ortağın mahkemeden ortaklığın feshine karar verilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir. Düzenlemenin devamında ise, mahkemenin şirketin feshine karar vermek yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesi ve davacının ortaklıktan çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedilebileceği belirtilmiştir. Çalışmamızda limited şirketin sona erme hallerinden biri olan bu hüküm uyarınca haklı sebep kavramı açıklanmış ve hangi hallerin limited şirketin feshini gerektirecek şekilde . . .haklı sebep teşkil ettiği incelenmiştir. Ayrıca, haklı sebebin bulunduğu hallerde mahkemenin takdir yetkisi çerçevesinde karar verebileceği alternatif çözümler üzerinde durulmuş, son çare olarak feshe karar verilmesi halinde bu durumun sonuçlarına ve yargılama usulüne yer verilmiştir Daha fazlası Daha az

Anonim şirketlerde kâr payında i̇mtiyaz

Ata Polat, Özlem

Preprint | 2023 | Yeditepe Üniversitesi Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) md.331’de anonim şirketlerin, yasal düzenlemelere aykırı olmamak kaydıyla her çeşit ekonomik amaç ve konu için kurulabileceği belirtilmiştir. Yasada yer alan düzenlemeden de anlaşılacağı üzere anonim şirketlerin nihai amacı kazanç elde etmektir. Dolayısıyla pay sahiplerinin en önemli mali hakkının “kâr payı hakkı” olduğunu söylemek yerinde olacaktır. Genel kabul gören kurala göre pay sahipleri, anonim şirketin elde ettiği kazançtan pay sahiplikleri oranında yararlanacaklarsa da TTK md.478 ile kâr payına imtiyaz tanınmasının önünün açılması sayesinde bazı pay sahiplerine kâr payından yararlanmada . . . üstün hak, diğer bir ifade ile imtiyaz tanınabilecektir. Buna karşın, TTK içerisinde kâr payında imtiyaz konusu ne yazık ki son derece kısıtlı düzenlendiğinden, bu konunun uygulamasına ilişkin öğretide birçok noktada fikir ayrılıkları mevcuttur ve bu nedenle de bu çalışmanın içerisinde konu Yargıtay kararları ve öğretideki görüşlerle aydınlatılmaya çalışılmıştır. Daha fazlası Daha az

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında yükümlülüklerimiz ve çerez politikamız hakkında bilgi sahibi olmak için alttaki bağlantıyı kullanabilirsiniz.

creativecommons
Bu site altında yer alan tüm kaynaklar Creative Commons Alıntı-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Platforms