Filtreler
Filtreler
Bulunan: 49 Adet 0.001 sn
Koleksiyon [1]
Tam Metin [1]
Eser Adı [20]
Yayın Tarihi [3]
Yazar Departmanı [20]
Yayın Türü [Ortam] [1]
Dil [1]
Erişim Hakkı [1]
Yayın Turu [Akademik] [1]
Grafik tasarım eğitiminde bir model önerisi: Döngüsel tasarım

Preprint | 2023 | Yeditepe Üniversitesi Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi

Döngüsel Ekonomi (DE) ve Tasarım kavramı, Avrupa ülkelerindeki birçok akademik eğitim kurumunda öne çıkan bir konu haline geldi. Grafik tasarımın da daha sürdürülebilir bir dünya için DE.’ye geçişin ürün ve üretim kalitesi boyutunu desteklemesi ve hizalanması gerekir. Bununla birlikte, literatürde DE kavramını lisans düzeyinde grafik tasarım müfredatına dahil etmeye yönelik bir girişime rastlanmamaktadır. Bu tez, bir güzel sanatlar fakültesinde, Döngüsel Ekonomi ve Tasarıma yönelik yapılandırılmış grafik tasarım öğretimi aktivitelerinin ilk sonuçlarını sunmaktadır. Araştırma ve tasarım eğitiminin entegrasyonu, öğrencilere disiplinle . . .r arası bir öğrenme ortamı sağladı. Öğrenciler, tasarım sürecinin erken aşamalarında zorlukları bütüncül ve sistematik bir bakış açısıyla ele almaları gerektiğini anladılar. Ayrıca durum çalışması kapsamında öğrenciler tarafından geliştirilen döngüsel çözümlerin paydaşlar tarafından sürdürülülebilirlik hedeflerine ulaşmak için etkili birer seçenek olarak görüldüğüne dair kanıt sağladı Daha fazlası Daha az

Türk hukukunda resmi belgede sahtecilik suçu

Preprint | 2023 | Yeditepe Üniversitesi Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi

Tezimizin amacı; Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen resmi belgede sahtecilik suçunu esas alarak hukukumuzda resmi belgede sahtecilik suçunu irdelemektir. Bu kapsamda resmi belgede sahtecilik suçu düzenlemesini incelemek ve konuya ilişkin öneriler oluşturmak amaçlanmaktadır. Tezimizde; öncelikle suçun tarihi gelişimi ana hatlarıyla aktarıldıktan sonra resmi belgede sahtecilik suçunun temel ve müşterek kavramlarına değinilmiştir. “Klasik suç tipi inceleme metodu” doğrultusunda resmi belgede sahtecilik suçunun unsurları, suça etki eden nitelikli halleri, özel görünüş biçimleri ayrı ayrı incelenmiştir. Ayrıca suçun yürürlükteki 5237 sayılı . . . TCK hükümleri ile 765 sayılı ETCK hükümlerinin karşılaştırılması yapılmıştır. İncelemede, suçun temel kaynakları olan mevzuatın yanında öğretideki görüşler, yargı kararları ve gerektiğinde karşılaştırmalı hukuktan yararlanılmıştır. Tezimizde önce tartışmalı konulara ilişkin görüşler sonra ise kişisel görüşler belirtilerek çözümler ortaya konmaya çalışılmıştır. Tez çalışmamız sonucunda; özellikle resmi belgede sahtecilik suçunun temel kavramı olan belge kavramının günümüz yaşam ilişkileri ve günümüzün teknolojik gelişimine göre doğru yorumlanması ve yürürlükten kalkan 765 sayılı ETCK hükümleri etkisindeki uygulamaların değişmesi gerektiği tespit edilmiştir. Uygulamada belge kavramı ile suç unsurlarının doğru tespitinin, resmi belgede sahtecilik suçunun diğer suçlar ile ilişkisinin ortaya doğru konulmasının, özellikle teselsül ve içtima hükümlerinin doğru uygulanmasının ceza adaleti açısından önemi ortaya konulmuştur Daha fazlası Daha az

Birinci TBMM’de Düyun-ı Umumiye’nin varlığı ile ilgili tartışmalar

Preprint | 2023 | Yeditepe Üniversitesi Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi

Düyun-ı Umumiye İdaresi 1881 yılında kurulduktan sonra her geçen yıl Osmanlı mali sistemindeki etkisini arttırmış bir yapı olarak Cumhuriyet sonrası döneme kadar varlığını sürdürmüştür. Bu idare varlığını Milli Mücadele döneminde de sürdürmüş olmasına rağmen fiili durumu önceki dönemlerden çok farklı olmuştur. Heyet-i Temsiliye adına Mustafa Kemal Paşa’nın 18 Mart 1920 tarihindeki emriyle bu idarenin İtilaf Devletlerine borç ödemesi yapması yasaklanmış ve topladığı vergi gelirlerine el konmuştur. Bu fiili duruma rağmen Düyun-ı Umumiye İdaresi’nin varlığına pratik gerekçelerden ötürü dokunulmamıştır. Bu durum zaman zaman Meclis’te ba . . .zı tartışmalara sebep olmuştur. Bu çalışmada TBMM’de Düyun-ı Umumiye İdaresi bağlamında yaşanan tartışmalar ele alınmıştır. After the Ottoman public Debt Administration was established in 1881, it continued to exist until the post-Republican period as a structure that increased its influence in the Ottoman financial system with each passing year. Although this administration continued its existence during the National Struggle period, its actual situation was very different from the previous periods. By the order of Mustafa Kemal Pasha on behalf of the Representative Committee, this administration was prohibited from making debt payments to the Entente States and the tax revenues it collected were confiscated on 18 March 1920. Despite this de facto situation, the existence of the Ottoman Public Debt Administration remained untouched for practical reasons. This situation caused some discussions in the Parliament from time to time. In this study, the debates in the context of the Ottoman Public Debt Administration in the Grand National Assembly of Turkey are discussed Daha fazlası Daha az

20. Yüzyıl Batı sanatında Dadaizm ve anti sanat yaklaşımlar

Preprint | 2023 | Yeditepe Üniversitesi Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi

“İmha da yaratmadır!” mottolu Dada hareketinin topluma, geleneklere, kapitalist yönetimlere ve alanları olan sanata karşı anarşist yıkıcılığı, sanatın yüceliği olgusunun yerini biçimsel ve kavramsal yeni açılımlara bırakmasına, “Anti Sanat” kavramının doğmasına neden olmuştur. Endüstrileşmeyle oluşan kapitalizm sonucu sömürgeciliğe paralelinde oluşan militarizme karşı Dada; halk ve proletarya haklarını gözeten sosyalizmden komünist bir çizgiye evrilen felsefeyi benimser. İçinde bulunduğu 1.Dünya savaşının sosyal, siyasal etkileriyle doğan Dada; gösterilerinde politik felsefeye yer vermesi, biçimleri bozması, hazır nesne ve kolaj, mo . . .ntaj, asemblage teknikleri kullanımıyla ve sanatçı kavramına yaklaşımıyla anti-sanat bir yaklaşım sergilemiş, modern sanata geçişi sağlamış post modern bir akımdır. Dada’ nın sanata kattığı pek çok teknik ve dil, bugün temel görülen kullanımlardır. Kavramsal ve biçim açısından modern ve çağdaş sanatın temelinde hareketin etkilerini görebiliriz. Kısa sürede pek çok ülkede yayılan Dada, üzerinden bir asır geçmesine rağmen ironik, eleştirel, düşünceyi hünerden, sanat nesnesinden üstün tutan Anti Sanat felsefesiyle, tavır olarak günümüze değin sanat içinde varlığını sürdürmektedir. Kitap, makale, sergi, katalog ve çeşitli internet kaynaklarından yararlanılan araştırmada; sosyal ve siyasal olayların sanatı nasıl şekillendirdiği, anti-sanat yaklaşımda sanatçının nereye konumlandığı, sanat yapıtının biçimsel ve kavramsal dönüşümü ele alınmıştır Daha fazlası Daha az

Doğa-Resim i̇lişkisi i̇çerisinde değişen “Figür” kavramı

Kaya, Gülveli

Preprint | 2023 | Yeditepe Üniversitesi Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi

Bu çalışmada Doğa-Resim ilişkisi içerisinde değişen “figür” kavramı, insan bedenine (vücut) karşılık gelen “figüratif” den söz edilmektedir. 14. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar resim sanatında karşılaştığımız insan figürünün değişim süreci örneklerle, karşılaştırmalı olarak irdelenmiştir. Tarihsel gelişimi sürecinde doğa kavramı, yaşam biçimi, düşünce sistemi ve inanışlara bağlı olarak her zaman değişken bir kavram olarak kabul edilmektedir. Buna bağlı olarak sanatta insan görünümü mağara döneminden modern toplumlara kadar her zaman sosyo-kültürel alanda yerini bulduğu görülmektedir. Resim sanatında figür yani insanı gösteren resimlerin . . . kökleri Taş Devri’ne kadar uzandığı kabul edilmektedir. Taş Devri adamının mağara duvarına çizdiği insan figürleri küçük düz boyutsuz, kişilik belirtmeyen resimlerdir. Buna karşın hayvan figürleri gerçek ölçülere çok yakındır. Çünkü o çağda insan kavim içinde önemsiz biri olarak görülmektedir. 16 yüzyılda gerçekleşen bilimsel gelişmeler ile birlikte insanın kendisini ifade etme biçimleri de değişti. Sanatın başlangıcındaki kurallar gözden geçirilmeye başlanmıştır. İlk değişen insan bedeni oldu. Yavaş yavaş birey ortaya çıkınca sanatçılar, acılarını, korkularını resimlerine yansıttı. Batıdaki ahlaki değerler ve yüce değerler Van Eyck, Bosch ve Brueghel’in eserlerinde belirmiştir. Yüzyıllardır insan bedeninin tarihsel görünümü sosyo-kültürel anlamda en derin anlamlı yeri işgal ettiği ve bu savın günümüzde de geçerli olduğunu söylemek mümkündür. Ancak sanatçının sosyo-kültürel kısıtlamaları, onları algılama gücü arasında bir engel oluşturduğu ve bu nedenle Resim sanatında İnsan figürü, tarih boyunca doğalcılık’tan idealizm’e, fantastikten olağanüstüne kadar çeşitli yaklaşımlar içinde betimlenmiştir. Değişik kültürlerde çeşitli değer ve oran ölçülerine göre değişim ve gelişim göstermiştir. Bunun arayışı, radikal biçimde sanatta biçim değişikliğine, form değişikliğine yani ifade biçimlerinin değişikliğine yol açmaktadır Daha fazlası Daha az

Hekimin tıbbi müdahaleden kaynaklanan tazminat sorumluluğu

Dinar, Refik Cem

Preprint | 2023 | Yeditepe Üniversitesi Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi

Tıp biliminin gelişmesi, hekime olan güvenin artmasına ve buna bağlı olarak hastaların da hekime başvurma oranının artmasına sebep olmuştur. Bu durum, 'hekimin uyguladığı tıbbi müdahaleden kaynaklanan sorumluluğu' konusunu da gündeme getirmiştir. Çalışmamızın konusu özel hukuk çerçevesinde hekimin tıbbi müdahaleden kaynaklanan tazminat sorumluluğunun incelenmesidir. Çalışmamızda üç ana bölüm yer almaktadır. İlk bölümde hukuka uygun tıbbi müdahalenin şartlarına yer verilmiştir. İkinci bölümde, hekimin hukuki sorumluluğunun kaynakları, sözleşmesel sorumluluk ve sözleşme dışı sorumluluk kapsamında ayrı ayrı irdelenmiştir. Üçüncü ve son . . . bölümde, hekimin tazminat sorumluluğu ve tazminat davalarında yargılama usulü ele alınmıştır. Çalışmamızda konunun sınırlandırılabilmesi amacıyla, hekimin özel hukuk kapsamında sorumluluğu incelenmiş olup, idari, cezai ve disiplin sorumluluğu kapsam dışı bırakılmıştır Daha fazlası Daha az

Sermaye piyasası hukukunda kitle fonlama platformları

Dinar, Refik Cem

Preprint | 2023 | Yeditepe Üniversitesi Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi

Kitle fonlaması, özellikle teknolojik gelişmeler sayesinde son yıllarda projeleri için finansmana ihtiyaç duyan girişim şirketleri ile küçük ve orta ölçekli işletmelerin geniş yatırımcı kitlelerine ulaşarak fon elde etmesini sağlayan ve günümüzde giderek daha çok tercih edilen bir finansman yöntemidir. Kitle fonlaması ile girişimciler, çevrimiçi ortamda faaliyet gösteren kitle fonlama platformları aracılığıyla yatırımcılara ulaşarak projelerini tanıtabilmekte ve fon elde edebilmektedir. Girişimciler tarafından toplanan fon karşılığında yatırımcılara pay ve borçlanma araçları gibi sermaye piyasası araçlarının verilebilecek olması ve . . .kitle fonlaması ile halktan para toplanması faaliyeti söz konusu olması nedeniyle kitle fonlaması sermaye piyasası hukukunda düzenlenmektedir. İşbu tez çalışması ile anılan yeni finansman yöntemi kısaca ele alınarak kitle fonlaması yönteminin kullanılmasında önemli bir rolü olan kitle fonlama platformlarının Türk sermaye piyasası düzenlemeleri çerçevesinde yükümlülükleri ve sorumluluklarının ortaya koyulması amaçlanmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde, kitle fonlaması finansman yönteminin anlaşılabilmesi için kitle fonlaması kavramı ve benzer finansman yöntemlerinden farkları, kitle fonlamasının özel olarak düzenlenme nedenleri ile kullanılan kitle fonlaması modelleri açıklanmış; karşılaştırmalı hukuktaki ve Türk hukukundaki mevzuat gelişmeleri hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde kitle fonlama platformlarının kuruluş süreci ile ortakları, yönetim kurulu üyeleri ve yatırım komitesi üyeleri için aranan şartlar açıklanmış, platformların kitle fonlaması faaliyeti dışında gerçekleştirebileceği işlemlerin çerçevesi çizilmiştir. Ayrıca bu bölümde öğretideki görüşler çerçevesinde kitle fonlama platformlarının ve yatırım komitesinin hukuki niteliğine yönelik tespitlerde bulunulmuş, mevcut mevzuat düzenlemelerinin yeterli olup olmadığı yönünde değerlendirmelerde bulunulmuştur. Üçüncü ve son bölümde, platformların kitle fonlaması taraflarıyla olan hukuki ilişkisi ve sorumluluğu incelenmiştir. Bu kapsamda platformların yatırımcılar ile akdettiği üyelik sözleşmesi ve girişimci/girişim şirketleri ile akdettiği kitle fonlaması sözleşmelerinin niteliğine ilişkin değerlendirmelerde bulunularak taraflar arasındaki hukuki ilişkiye uygulanacak mevzuat hükümleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Ardından kitle fonlama platformlarının faaliyetleri nedeniyle Türk hukukundaki kitle fonlaması düzenlemeleri kapsamında sorumluluğu incelenmiştir Daha fazlası Daha az

Şâh I. Abbâs Dönemi (1587 – 1629) Bilim Faaliyetleri

Dinar, Refik Cem

Preprint | 2023 | Yeditepe Üniversitesi Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi

Safevî Devleti’nin tarihi incelendiğinde önemli bir dönüm noktası olarak görülen Şâh I. Abbâs döneminde (1587-1629) kurumların merkezîleştiği ve Avrupalı devletlerle temasının arttığı bir dönem olarak iz bırakmıştır. Şâh Tahmasb dönemi itibarıyla İsnâaşeriyye Şiîliği’ni halka tanıtmak amacıyla ülkeye gelmeye başlayan Cebel-i ‘Âmil âlimleri, Şâh I. Abbâs döneminde ise düzenli bir göç hareketi haline geldi. Yaşanan siyasî gelişmeler ile birlikte devletin kurulduğu ilk zamanlardan itibaren resmî kademelerde görev yapan Kızılbaşların yetkilerini ellerinden alan Şâh I. Abbâs, onların yerine Cebel-i ‘Âmil âlimlerini atadı. Böylelikle kend . . .ine bağlı güçlü bir iktidar çevresi oluşturarak gücünü daha da arttırdı. Düzenli bir göç hareketi ile ülkeye gelen bu âlimler tarafından Arapça’dan Farsça’ya yapılan tercümeler, yeni düşüncelerin ülkeye girmesini sağlarken bilimsel bir aydınlanmayı da beraberinde getirdi. Yaşanan bu gelişmeler Safevî ülkesinde kurumsal medreselerin kurulmasına ve âlimlerin çevre ülkeleri etkileyecek bilimsel çalışmalar yapmasına olanak sağladı. İç ve dış isyanların arttığı ve merkezî otoritenin bozulduğu bir dönemde tahta çıkan Şâh I. Abbâs (1587- 1629) tekrardan Safevî Devleti’nin temelini kurarak güçlendirdi. Çalışmada Cebel-i ‘Âmil âlimlerinin ülkeye gelişleriyle birlikte meydana gelen aydınlanmanın, Safevî ülkesine kattığı eğitim faaliyetleri ile meydana gelen bilimsel etkilerin açıklanarak ortaya çıkarılmasına çalışılacaktır Daha fazlası Daha az

Mezopotamya mitolojisinin fantastik illüstrasyon sanatına etkisi ve Gılgamış Efsanesinin yeniden illüstratif yorumu

Dinar, Refik Cem

Preprint | 2023 | Yeditepe Üniversitesi Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi

İllüstrasyon; bir düşünceyi, metni, kelimeyi, durumu ya da kavramı geleneksel, deneysel ya da dijital teknikler ile resimleyen sanattır. İlk çizgili ve renkli anlatı örnekleri mağara resimlerinde görülmektedir. Bu ilkel çizgili alıntılar, mağara dışında yaşanan günlük av maceraları, başka kabilelerle yaşanan çatışma sahneleri, yolculuk serüvenleri gibi olayları, mağara içinde yaşayan koruma altındaki ailelere bir tür duvara çizilmiş masal anlatıyor diyebiliriz. Hem dışarıda olanlar anlatılıyor hem de tehlikelere dikkat çekiliyor. İllüstrasyon tanımına uyan bu ilkel örnekler, tarihin ilk illüstrasyon örnekleri olarak yerlerini al . . .mışlardır. Daha kapsamlı ve gelişmiş olarak, günümüze kadar ulaşmış olan Mısır hiyeroglifinin keşfi, iletişimle illüstrasyon sanatını kaynaştırmıştır. Mezopotamya’da ise her türlü iletişime rağmen, çivi yazısı tabir edilen bir anlatı kültürü gelişmiş ve kil tabletler kullanılmıştır. Asur, Babil, Sümer ve Hitit uygarlıkları, bu olanaklar içerisinde kültürlerini günümüze taşımışlardır. Gılgamış efsanesi, bu kültürün ürünü olarak günümüze kadar gelebilmiştir. Daha batıda Yunan ve Roma uygarlıkları daha da ileri gidip ilk alfabeyi keşfetmiş, iletişime bambaşka bir boyut kazandırmıştır. Dilden dile dolaşan mitolojik destan ve hikayeler yazıya dökülmüş, günümüze kadar gelen önemli edebi kaynakları oluşturmuşlardır. Homeros’un İlyada’sı bu örneklerden biridir. Bu geniş coğrafyanın kültür birikimleri çok renkli ve zengin mitolojik kaynaklara neden olmuştur. Çeşitli efsaneler, masallar, kahramanlıklar birbirleriyle kaynaşarak, fantastik sanatta muhteşem eserler yaratan sanatçılar yetiştirmiştir. İllüstrasyon gerçek anlamda, Orta çağda kitap resimlemelerinde tutucu ve baskıcı bir dönem geçirdi. Rönesansla birlikte illüstrasyon sanatı, sanatçılarına, bütün geçmişin birikimiyle, özgürlük kapılarını ardına kadar açtı ve sanat her boyutuyla zirveye ulaştı. O zamana kadar yazılan ve yaşayan bütün metinli eserler, illüstrasyon sanatıyla görselleştirildi ve fantastik illüstrasyon, ilk eserlerini bu metinlerin teşvikiyle vermeye başladı. Bütün bu fantastik kültür birikimlerinden sadece biri olan Gılgamış destanını yeniden illüstre edebilmiş şansını yakalamış olmak ve başarmak, benim için büyük bir gurur ve ödünçtür Daha fazlası Daha az

Türk kişisel verileri koruma mevzuatının Avrupa Birliği genel veri koruma tüzüğü i̇le uyumlaştırılması sürecinde doğabilecek sorunlar ve bu sorunlara yönelik çözüm önerileri

Dinar, Refik Cem

Preprint | 2023 | Yeditepe Üniversitesi Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi

90’lı yıllardan itibaren bilgi teknolojileri alanında yaşanan gelişim, kişisel verilerin yasal olarak korunma ihtiyacını ön plana çıkarmıştır. Bu ihtiyaçtan yola çıkarak pek çok ülke kendi yasal mevzuatında düzenlemeler yapma gereği duymuştur. 1995 yılında 95/46/EC sayılı Direktifin kabul edilmesiyle Avrupa Birliği hukukunda kişisel veriler ilk kez yasal bir çerçeveye oturmuştur. 14 Nisan 2016 tarihinde onaylanan Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü ise 25 Mayıs 2018 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Türkiye’de ise 2010 yılında yapılan Anayasa değişikliğinden sonra 7 Nisan 2016 tarihinde Kişisel Verileri Koruma Kanunu (KVKK) kabul e . . .dilerek ilk çerçeve Yasa yürürlüğe girmiştir. Ne var ki Kişisel Verileri Koruma Kanunu’nun, 2 (iki) senelik uyum sürecinden sonra 25 Mayıs 2018 tarihinde yürürlüğe giren Genel Veri Koruma Tüzüğü ile mukayese edildiğinde yetersiz kaldığı görülmektedir. Bu yetersizliklerin temelinde, KVKK’nın, Avrupa Konseyi’nin 1 Ekim 1995 tarihinde kabul ettiği 95/46/EC sayılı “Kişisel Verilerin İşlenmesi ve Bu Verilerin Serbest Dolaşımı Bakımından Bireylerin Korunmasına İlişkin Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Konseyi Direktifi”ni referans alması yatmaktadır. Bu açıklamalardan hareket ile ülkemizdeki kişisel verilerin korunması yönündeki ihtiyacı karşılamaya yönelik hazırlanan Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, Türkiye’nin Avrupa Birliğine uyum sürecinde hayati önemi haizdir. Dolayısıyla Tüzüğün, Türk mevzuatına uyumlaştırılması sürecinin karşılaştırılmalı olarak değerlendirilmesi ve ortaya çıkabilecek sorunların çözümüne yönelik çalışmalar yapılması gerekmektedir. Bu hususta, Türkiye’de yerleşik kişi ya da tüzel kişilerin, KVKK ile uyum içerisinde olması yeterli olmamakta, aynı zamanda AB Genel Veri Koruma Tüzüğü ile de uyumluluk göstermesi gerekmektedir. Kişisel Verileri Koruma Kanunu’nda yapılacak uyumlaştırma çalışmaları, halihazırda AB Genel Veri Koruma Tüzüğü’ne dahil olan gerçek kişi ve tüzel kişiler için önem taşıyacağı gibi Kişisel Verileri Koruma Kurulu bakımından ileride uygulamada oluşabilecek boşlukların doldurulmasında da önem kazanacaktır. Daha fazlası Daha az

Artırılmış gerçeklik kullanılan kahvaltı gevreği ambalajının i̇leri dönüşümüne yönelik bir uygulama önerisi

Dinar, Refik Cem

Preprint | 2023 | Yeditepe Üniversitesi Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi

Teknolojideki güncel değişmeler ve yenilikçi yaklaşımlar bireylerin ve toplumların hayatında önemli gelişmelere sebep olmuştur. Sanal ortam ile gerçek dünyanın birleşiminden meydana gelen Artırılmış Gerçeklik teknolojisi; eğitim, askeri, eğlence, oyun, tasarım, müze, sergi, sağlık, reklam gibi alanlarda etkili rol göstermektedir. Bu çalışma, ambalaj tasarımlarında kullanılan Artırılmış Gerçeklik uygulamalarını içermektedir. Hedef kitlesi çocuklar olan “Junior Corn” marka kahvaltı gevreği ambalajı tasarlanmıştır. Çalışma kapsamında bu ambalaj tasarımında kullanılabilir Artırılmış Gerçeklik uygulaması üretilmiştir. Uygulamanın amacı o . . .larak Artırılmış Gerçeklik teknolojinin çocuklara hem eğitici hem de eğlenceli ortam sunması hedeflenmiştir. Aynı zamanda sürdürülebilir ve doğa dostu ambalaj politikası üzerinde durulmuştur. Uygulama sonucunda ise boş gevrek kutularının ileri dönüşüm projeleri ile yeniden kullanılabilir olması amaçlanmıştır. Çalışmada; Artırılmış Gerçeklik uygulamasının etkinliği kullanıcı testi ile ölçülmüştür. Yaş grupları ilkokul dönemindeki 20 öğrenciye Artırılmış Gerçeklik deneyimi öncesi ve sonrası olmak üzere iki anket formu uygulanmıştır. Edinilen verilere göre, öğrencilerin anket formuna verdikleri cevaplar ile muhtemel verilmesi beklenen cevaplar %90,5 oranında tutarlılık göstermiştir Daha fazlası Daha az

İklim koruma hukukunun özel hukuk sözleşmelerine yansımaları

Dinar, Refik Cem

Preprint | 2023 | Yeditepe Üniversitesi Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi

İklimin ortalama durumunda ve/veya değişkenliğinde belirli bir süre boyunca görülen değişiklikler olarak tanımlanan iklim değişikliği, gezegenimizi ve barındırdığı tüm canlıları etkileyen, 21. yüzyılın belki de en önemli sorunlarından biridir. İnsan faaliyetleri nedeniyle gezegenimizin uğruyor olduğu zarar, artık sadece belirli bir bölgeyi ya da insanlığı değil, tüm dünyayı ve içerisinde yaşayan tüm canlıları doğrudan etkilemektedir. İklim değişikliğinin sebep olduğu küresel sorunların çözümünde ise birçok farklı disiplin bir araya gelmeli ve ortak menfaat doğrultusunda iş birliği içinde hareket etmelidir. İçerisinde birçok farklı p . . .aydaşın bulunduğu iklim kriziyle mücadele sürecinde ne gibi hukuki adımların atılması gerektiğinin belirlenmesi, kuşkusuz oldukça kritik bir öneme sahiptir. Bu küresel mücadele kapsamında, iklim değişikliği ile ilgili birçok uluslararası hukuki metin imzalanmakta, mutabakatlar yayınlanmakta; ulusal alanda ise ülkeler önemli adımlar atmakta, iklim mevzuatını geliştirerek, örneğin, kendi iklim kanunlarını oluşturmaktadır. Kuşkusuz, devletlerin yanında, özel hukuk tarafları da bu mücadelenin önemli paydaşlarından biridir. Bu noktada tarafların, iklimin korunması adına karşılıklı ne gibi sorumluluklar yükleyebileceği, özellikle aralarındaki ilişkinin temelini oluşturan özel hukuk sözleşmelerine ne gibi hükümler ekleyebilecekleri hukuken incelenmeli ve buna göre iklim hükümleri oluşturulmalıdır. Çalışmanın birinci bölümünde, küresel iklim değişikliği sürecinde devletlerin sorumlulukları, bu kapsamdaki uluslararası düzenlemeler ve bu düzenlemelerin Türkiye’ye yansımaları incelenmiştir. İkinci bölümde, iklimin korunması amacını içinde barındıran sürdürülebilirlik kavramı, çevre unsurunu da içinde barındıran ESG kriterleri ve şirketlerin bu bağlamdaki yükümlülükleri ele alınmıştır. İlk bölümde devletlerin, ikinci bölümde şirketlerin sorumluluğu çerçevesinde hukuki düzenlemelerin incelenmesinin ardından, bu düzenlemeleri göz önüne alarak, tarafların özel hukuk sözleşmelerine ne gibi iklim hükümleri ekleyebileceğine ilişkin değerlendirme yapılmış ve çeşitli örnek maddeler hazırlanmıştır. Yine aynı bölümde, iklim hükümlerinin hazırlanması aşamasında hangi unsurlara dikkat edilmesi gerektiği farklı kanunlar bakımından ele alınmıştır. Çalışmanın dördüncü bölümünde de, uyuşmazlıkların çözüm sürecinin iklim dostu olacak şekilde nasıl ele alınması gerektiğine ilişkin önerilerde bulunulmuştur Daha fazlası Daha az

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında yükümlülüklerimiz ve çerez politikamız hakkında bilgi sahibi olmak için alttaki bağlantıyı kullanabilirsiniz.

creativecommons
Bu site altında yer alan tüm kaynaklar Creative Commons Alıntı-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Platforms