Filtreler
Filtreler
Bulunan: 149 Adet 0.001 sn
Tam Metin [1]
Eser Adı [20]
Yayın Tarihi [3]
Yazar Departmanı [20]
Yayın Türü [Ortam] [1]
Dil [2]
Erişim Hakkı [1]
Yayın Turu [Akademik] [2]
Anonim şirketlerde kâr payında i̇mtiyaz

Preprint | 2023 | Yeditepe Üniversitesi Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) md.331’de anonim şirketlerin, yasal düzenlemelere aykırı olmamak kaydıyla her çeşit ekonomik amaç ve konu için kurulabileceği belirtilmiştir. Yasada yer alan düzenlemeden de anlaşılacağı üzere anonim şirketlerin nihai amacı kazanç elde etmektir. Dolayısıyla pay sahiplerinin en önemli mali hakkının “kâr payı hakkı” olduğunu söylemek yerinde olacaktır. Genel kabul gören kurala göre pay sahipleri, anonim şirketin elde ettiği kazançtan pay sahiplikleri oranında yararlanacaklarsa da TTK md.478 ile kâr payına imtiyaz tanınmasının önünün açılması sayesinde bazı pay sahiplerine kâr payından yararlanmada . . . üstün hak, diğer bir ifade ile imtiyaz tanınabilecektir. Buna karşın, TTK içerisinde kâr payında imtiyaz konusu ne yazık ki son derece kısıtlı düzenlendiğinden, bu konunun uygulamasına ilişkin öğretide birçok noktada fikir ayrılıkları mevcuttur ve bu nedenle de bu çalışmanın içerisinde konu Yargıtay kararları ve öğretideki görüşlerle aydınlatılmaya çalışılmıştır. Daha fazlası Daha az

Dışavurumcu otoportre resimde dışavurumcu otoportrenin tarihsel süreç ve yapıtlarla değerlendirilmesi

Preprint | 2023 | Yeditepe Üniversitesi Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi

Yaradılıştan itibaren insan yaşamında dış dünyayla kurulan iletişimin girizgâhı yüzdür. İnsan ruhuna dair ilk izlenimler, hatıralar, sırlar ve elbette ruh yüzün görünüşleri arasında bir yere gizlenmiştir. Sanatçıların ilk evvela anatomik olarak kurcalayıp, çözmeye çalıştığı beden ve yüz sonraları artık ifadenin temsil biçiminin bir enstrümanı haline gelmiştir. Bu tezin konusu, ekspresyonist dönem tezahürü üzerinden Otoportreyi ele almaktadır. Dönemsel gelişim tarihsel aşamalar bazı başat örneklerle incelenmiştir. Ekspresyonist tavır üzerinden yüzün serüvenine genel bir değerlendirme amaçlanmış ve bu bağlamda üretilen işlerle öznel d . . .ışavurum ifade edilmeye çalışılmıştır Daha fazlası Daha az

The effectiveness of developing a new experimental educational syllabus for teaching user interface mobile app design to students of visual communication design in Amman, Jordan

Becer, Hüseyin Emre

Preprint | 2023 | Yeditepe University Academic and Open Access Information System

It is becoming more and more essential to use mobile applications.Therefore, user interface mobile applications become more popular. Despite its importance, UI courses for mobile applications design are not a part of all graphic design syllabi at Jordanian universities for visual communication design, resulting in graduates with scant knowledge of the subject. Thus, it is common for newly graduated students to self-educate through online courses or to be trained by companies, which are often non-academic and commercial. Thus, the purpose of this study is to develop a novel educational syllabus proposition for teaching UI mobile appl . . .ication design to students of visual communication design at Jordanian universities. To achieve this, the current study followed a methodological approach of design-based research. This methodology allowed for several iterations of the syllabus. The first draft was based on a content analysis of 13 prominent syllabi. Then the first draft was refined based on the perceptions of five experts. As a result, this study provided a comprehensive examination of the need for specialized courses on UI mobile app design as part of the bachelor’s degree. The proposed syllabus is divided into four parts: introduction, UI process, UI case studies and best practices, and a final project. The introduction covers the basics of UI. The UI process section covers theory and practice, tools, and publishing. The case studies and best practices section focuses on medical UI mobile app design and includes a UI checklist tool. The final project requires students to present and review their projects. The results of this study providing evidence of the value of involving experts and practitioners in the design process. This study also has implications for improving and developing future syllabi, which may help to bridge the gap between theory and practice in the field of UI design for mobile apps Daha fazlası Daha az

Soğd-Türk ilişkileri (V-VIII. Yüzyıllar)

Becer, Hüseyin Emre

Preprint | 2023 | Yeditepe Üniversitesi Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi

Orta Çağ’ın başında, V. ve VIII. yüzyıllar arasında Soğdluların doğuya doğru olan göçü, Orta Asya kara kütlesinde gerçekleşen kültürel etkileşimlerin tarihinde önemli bir unsurdur. Yedisu, Otrar ve diğer birçok yerleşim yerinde ve özellikle Tang’ın başkenti Chang, Luoyang ve Dunhuang kentlerinde Soğd nüfusu iki katına çıkmıştı. Soğdlular, Orta Asya platolarındaki ticaret ağlarını deruhte eden tüccarlar olarak tanınıyordu. Bu durum Soğdluların ticari imparatorluklarından söz etme imkânı sağladı. Ancak ticaretin ötesinde, Soğdlular genel olarak bölgede kültür taşıyıcılığı rolünü üstlenmişlerdi. Bu etkileşim sadece Soğdluların kendi lü . . .ks ürünlerini doğuya taşımasıyla değil aynı zamanda batı halklarının lüks ürünlerini de kendi kervanlarıyla diğer coğrafyalara taşımalarından kaynaklanmaktaydı. Bu tür ürünler Çin veya diğer halklar için yeni sanatsal fikirler ve dinî akımların ortaya çıkmasına kaynaklık etti. Soğdya, siyasi olarak imparatorluk statüsüne hiç ulaşamamış olsa da Soğd halkı, sanatçılar, tüccarlar, keşişler, çevirmenler ve zanaatkârlar gibi çeşitli sosyal grupları temsil ederek hem kültürel sentez hem de Orta Asya halkının gelişmesinde önemli bir rol oynamıştı. Buna göre, Soğdluların anavatanları dışında Orta Asya halkları arasında kazandıkları kültürel nüfuza bakılırsa, Pers, Türk ve Çin unsurlarını bir potada birleştiren kültürel bir yapıdan bahsetmek doğru olacaktır. Bu çalışmada Soğdlar sadece tüccar kimlikleri ve Asya ticaretinde oynadıkları rolle değil, inşa ettikleri kültür imparatorluğu bağlamında Soğd ana kaynakları üzerinden ele alındı Daha fazlası Daha az

Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu (TCK m. 220)

Becer, Hüseyin Emre

Preprint | 2023 | Yeditepe Üniversitesi Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi

Suç işlemek amacıyla örgütlenme suçunun yorumlanması ve bu suçlarla mücadelenin başarılı şekilde gerçekleşebilmesi büyük önem taşımaktadır. Örgütlü suçun demokrasiler için ciddi bir tehdit olduğu kenara bırakılırsa, bu tip suç örgütleri modern dünyanın karmaşıklığını kullanıp, durumları kendi lehinde yönetme becerilerine sahiptir. Örgütlü suçun, zaman içerisindeki sürekli gelişimi hem ulusal hem de küresel olarak gözlemlenmektedir. Ulusal bağlamda kök salmaya çalışan suç örgütleri, teknolojik olarak gelişmiş ve kültürel olarak farklı yapıya sahip toplumların içerisinde süreçlerini yönetmeyi öğrenmiştir. Bu yapılanmaların yerel kültü . . .rleri, gelenekleri sistematik şekilde bir araya getirdiği ve organik olarak birbirine bağlı gruplar olduğu görülmektedir. Böylece suç örgütleri hem ulusal hem de ulusötesi düzeyde boşlukları doldurarak hegemonyasını koruyabilmektedir. Örgütlü suçluluk sürekli gelişim gösterdiğinden kolluk kuvvetleri buna uyum sağlamalı ve devlet otoriteleri bu değişen koşullara göre yasal düzenleme yapmalıdır. Ülkemizde suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 220. maddesi ile düzenlenmiştir. Bu tezde öncelikle örgütlü suçluluk kavramı, örgütün tarihçesi, özellikleri, örgütlü suçlar ve mücadele şekilleri anlatılmıştır Daha fazlası Daha az

Orientalism and nostalgia in british travel writing on the balkans

Becer, Hüseyin Emre

Preprint | 2023 | Yeditepe University Academic and Open Access Information System

The main purpose of this study is to examine the orientalist and nostalgic conditions as well as images reflected in British travel writers, specifically in Patrick Leigh Fermor’s travel trilogy consisting of A Time of Gifts (1977), Between the Woods and Water (1986) and A Broken Road: From the Iron Gates to Mount Athos (2013), and Georgina Harding’s In Another Europe: A Journey into Romania (1990). This work mainly utilizes theories regarding orientalism such as those of Edward Said, Andre Gingrich and Maria Todorova, in addition to Joep Leerssen’s theory of imagology and Svetlana Boym’s theories of nostalgia. Furthermore, this the . . .sis aspires to underline the orientalist conditions in the said works, by providing imagological examples that support these conditions and how they interact with nostalgic conditions felt or observed by authors. The orientalist conditions are handled in correlation with the conditions of the interwar period and the end of the cold war while the images reproduced by various peoples are underlined as contributing factors for both orientalist and nostalgic discourse Daha fazlası Daha az

Doğu Akdeniz’de münhasır ekonomik bölge sorunu ve mavi vatan doktrini

Caşın, Mesut Hakkı

Preprint | 2023 | Yeditepe Üniversitesi Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi

Enerji kaynaklarının çeşitliliği ve dünya üzerindeki farklı dağılımları, birçok medeniyet için hayati önem taşırken, aynı zamanda bu kaynaktan yararlanmak isteyen devletler için savaş sebebi olmuştur. Yıllardır süren ve günümüzde de devam eden "en fazla enerjiye sahip olma" gayreti, artık savaş aracığıyla olmasa bile diplomasi ve karşılıklı somut yaptırımlarla sıkı bir rekabete dönüşmüştür. Doğu Akdeniz bölgesi, enerji kaynakları açısından zengin olan ve Akdeniz'in yarı kapalı bir deniz olması nedeniyle birçok devletin bu bölgede kıyısının bulunduğu ve bu yüzden de kıyısı olan devletlerden daha fazla devletin söz sahibi olmak is . . .tediği bir bölgedir. Bu amaç uğruna, Akdeniz'e en uzun kıyısı olan Türkiye'nin, bu bölgedeki deniz yetki alanlarının kısıtlanması için hukuka aykırı olarak stratejik adımlar atılmıştır ve hala da atılmaya devam etmektedir. İleriki bölümlerde de açıklanacağı üzere, çeşitli politik hamlelerle Türkiye bu bölgede yalnızlaştırılmış ve saf dışı bırakılmaya çalışılmıştır. Ancak yapılmaya çalışılan bazı politik hamlelerin; hukuka, çeşitli uluslararası sözleşmelere, yargı kararlarına ve en önemlisi hakkaniyete aykırı olmasından dolayı, Türkiye, bölgedeki gücünü olması gerektiği gibi kullanamamaktadır. Türkiye'nin gücünü mutlak surette kullanabilmesi, bu bölgede bulunan komşularının desteğini almasına bağlıdır. Özellikle, Türkiye'nin hem kara hem de deniz sınırında komşusu olan Yunanistan'la Ege ve Akdeniz'de belirlenemeyen deniz yetki alanı sınırları, yani kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge konuları ve bu hususların temeli olarak sık sık gündeme gelen Paris ve Lozan Antlaşmaları ile bu antlaşmalarda düzenlenen adalar meselesi, hala diplomatik krizlere neden olmaktadır. Öyle ki, iki ülke son bir yıl içerisinde Birleşmiş Milletlere vermiş oldukları mektuplarda adalar üzerindeki egemenlik tartışmasını ve buna bağlı olarak da Ege ve Akdeniz'deki deniz yetki alanlarının sınırlarının belirlenmesi hususunu tekrar gündeme getirmişlerdir1. Günümüzde hala tansiyonu yüksek tutan bir konu olmasından da anlaşılmaktadır ki Ege ve Akdeniz'de sınırlarımızın belirli olması ve bunun için de kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgenin tanımlarının ve sınırlandırmalarının örnek yargı kararları ışığında yapılması, Türkiye'nin dış politikadaki gücü ve itibarı açısından önem arz etmektedir. Bu tezimizde, sınır ve egemenlik tartışmalarının da sık sık gündeme gelmesine neden olan bu enerji rekabetinin, konumuzla sınırlı kalması açısından sadece Doğu Akdeniz'de ve Doğu Akdeniz'i çevreleyen ülkelerde incelemesi Türkiye’nin Mavi Vatan Doktrini ile birlikte yapılacaktır. Bu inceleme yapılırken öncelikle, Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanlarının sınırlandırılması sorunun tarihi ile bu soruna taraf olan ülkelerin görüşleri açıklanmak suretiyle Doğu Akdeniz tarihine değindikten sonra, deniz yetki alanlarının neler olduğu ve hangi yöntemlerle sınırlandırılabileceği açıklanacaktır. Bu bağlamda, uluslararası hukukun asli kaynakları olan uluslararası sözleşmeler incelenirken örf ve âdet hukukundan da yararlanılacaktır. Tali kaynaklardan olan Uluslararası Adalet Divanı kararları örnek yargı kararları olarak incelenecektir ve son olarak da Türkiye'nin deniz yetki alanına dair uygulamaları ile Doğu Akdeniz politikasının değişkenleri ve Doğu Akdeniz'de yetki alanlarının belirlenmesini etkileyen asli ve tali unsurlar açıklanacaktır Daha fazlası Daha az

The impacts of poststructuralism, psychoanalysis and postmodernism on the development of autofiction

Caşın, Mesut Hakkı

Preprint | 2023 | Yeditepe University Academic and Open Access Information System

This study aims to investigate the ways in which poststructuralism, psychoanalysis and postmodernism have contributed to the development of autofiction. It is contended that the genre has a dialectical relationship with the twentieth century critical theories. Autofiction both affirms and questions the poststructuralist dismantling of the traditional perspectives on the concepts of authority, authenticity and truth by bringing the authorial presence back to the text but fictionalising it to some extent, committing to narrate the truth but creating an ambivalence around it. Autofiction engages with both the possibilities and limits o . . .f language in representing the referential world. Autofiction accepts that language fails to portray the reality truthfully; however, at the same time, it holds what language creates to be still connected to the reality of the author. Autofiction’s contention of the possibility of truth depends heavily on psychoanalytic theories. It is observed that although autofiction assumes the subject to be fractured by the unconscious and denied access to the whole picture of the self’s reality, little pieces of information that are recovered through psychoanalytic processes in autofictional narration provide truthful insights into selfhood and create opportunities to conceive subjective versions of reality. Finally, the postmodernist presumption of collapse of grand narratives is argued to have paved way to autofiction’s preoccupation with subjective histories. As district from the postmodernist emphasis on irony, autofiction is considered as intending to provide a truthful representation of the referential by exploring multiple possibilities of the subject and embodied experience Daha fazlası Daha az

Administrative organization of African states and oil policy: Angola and Nigeria compared

Caşın, Mesut Hakkı

Preprint | 2023 | Yeditepe University Academic and Open Access Information System

Angola and Nigeria are front running countries in terms of natural wealth among other countries in Sub-Saharan Africa. Angola lived under Portuguese rule before gaining independence. Nigeria, on the other hand, was under British colonization. Both still carry part of cultures they had acquired during the colonial period. At present, oil resources are the key element for their economic persistence and they have a notable position in the global oil market. Due to their colonial background, post-colonial experience and challenges that they have faced along with administrative and economic structure, both countries are essential to pene . . .trate in many ways. The central axis of this study is that it explores whether federalism enhances democratic quality and ensures reduction of disparities through equitable sharing of oil revenues Daha fazlası Daha az

Shamanism or shamanism, a comparative approach toward siberian Shamanism

Caşın, Mesut Hakkı

Preprint | 2023 | Yeditepe University Academic and Open Access Information System

Shamanism has been considered as a singular phenomenon in most of the studies carried out about Shamanism so far, and it has not been taken into consideration that there are different types of Shamanism. Shamanist beliefs, which were developed in a very large region such as Siberia, were divided into different branches as a result of different social, cultural and political effects in Siberia, and led to the emergence of Shamanist practices called Paleo-Siberian Shamanism and Neo-Siberian Shamanism.

Once and always: friendship, hauntology and madness in the secret history and if we were villains

Caşın, Mesut Hakkı

Preprint | 2023 | Yeditepe University Academic and Open Access Information System

The present thesis aims to explore and compare the concepts of friendship, hauntology and madness in two significant novels of the Dark Academia genre: The Secret History by Donna Tartt and If We Were Villains by M.L Rio. In the examination of the selected novels, this thesis displays the disintegration of friendship in the face of a tragic event like murder. Murder, as the collective doing of the friends, starts to haunt every aspect of their lives and becomes the trigger for frenzy of behaviour with lethal consequences.Considering the significance of friendship in college years, analyzing the concept of friendship in both novels i . . .s crucial in that the events which take place on the college campus have a role in shaping the characters' future life. In order to explain the nature of friendship in the two novels, this thesis builds its theoretical framework mainly on the ideas of Derrida and Arendt. Along with the literary critics such as Mark Fisher and Katy Shaw, Derrida's concept of "hauntology" is employed to explain the alteration of friendship and the repercussions of murder on the protagonists because the more they become haunted by the act they have committed, the darker the events become for them. The protagonists' behaviours in madness not only constitute a trigger in the series of events but also reflect their perception of the world. The conceptual approach utilizing madness in the present thesis centres predominantly on the literary theories of Foucault and Nietzsche Daha fazlası Daha az

The concept of emptiness in art and it's reflections on landscape painting

Caşın, Mesut Hakkı

Preprint | 2023 | Yeditepe University Academic and Open Access Information System

In this research, the definition and the meaning of concept of emptiness will be explored, and the relationship between the concept of nature and the concept of nature by the effect of sky, mountain, road and sea images in landscape paintings will be researched. In this process, not only landscape painting but also the changing ways of looking at the landscape are included. The aim of the research is to examine landscape painting in the context of the concept of emptiness by looking at major artists, groups and exhibitions from a conceptual framework. An artist working in the field of landscapes, regardless of the focus of the subje . . .ct they are working on, first goes through a mental decision-making process. The artist's view of the landscape and the way they confine it within a delimited frame is subjective. Methodologically, this study is approached from two perspectives. The first is conceptual and the second is practical. Firstly, the conceptual framework on the subject was created and secondly, in line with the data obtained, the concept of emptiness and landscape painting in the course of history were examined formally, spiritually and conceptually in terms of selected painters and their works. The conclusion was that landscape paintings carry meditative elements that relax the mind in connection with the concept of emptiness and involve the viewer with the help of these elements Daha fazlası Daha az

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında yükümlülüklerimiz ve çerez politikamız hakkında bilgi sahibi olmak için alttaki bağlantıyı kullanabilirsiniz.

creativecommons
Bu site altında yer alan tüm kaynaklar Creative Commons Alıntı-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Platforms