Filtreler
Filtreler
Bulunan: 41 Adet 0.001 sn
Koleksiyon [1]
Tam Metin [1]
Eser Adı [20]
Yayın Tarihi [2]
Yazar Departmanı [19]
Yayın Türü [Ortam] [1]
Dil [1]
Erişim Hakkı [1]
Yayın Turu [Akademik] [1]
Orhan Pamuk’un Masumiyet Müzesi romanında Ekfrasis

Preprint | 2023 | Yeditepe Üniversitesi Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi

Görsel sanatlar ve edebiyat arasındaki ilişki Antik çağlardan bu yana tartışılan, üzerinde çalışmalar yapılan bir konudur. Görsel sanat yapıtlarının dilsel temsili olarak özetlenen Ekfrasis, sessiz nesnelere ses verme, gerçekte olmayan nesneleri, sahneleri göz önünde canlandırma, okuyucuya anı yaşıyormuş gibi hissettirme gibi birçok farklı anlamlar kullanılmıştır. Ekfrasis’i, kendi anlatımını canlandırmak için kullanan yazarlardan biri de Orhan Pamuk’tur. Masumiyet Müzesi romanı içinde eşyaların ve mekanların tasviri, bunlardan oluşan bir müze kurma fikri ve yazarı tarafından İstanbul’da gerçek bir müze mekânına dönüştürülmesi, bu ç . . .alışmanın hareket noktası olmuştur. Bu çalışmada amaç, Ekfrasis kuramının Orhan Pamuk’un Masumiyet Müzesi romanında hangi söylem biçimleriyle yer aldığının tahlili ve belirlenen ortak noktalar doğrultusunda yorumlayarak, okuyucuya farklı bir okuma önerisi sunmaktır Daha fazlası Daha az

Halka kapalı anonim ortaklıkta azınlığın ve tek pay sahibinin genel kurulu toplantıya çağrısı

Preprint | 2023 | Yeditepe Üniversitesi Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi

Yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve ikincil mevzuatta yer alan düzenlemeler doğrultusunda, uygulamada sermaye ortaklıkları arasında en çok tercih edilen ortaklık türü halka kapalı anonim ortaklıktır. Genel kurul ise pay sahiplerinin ortaklığın işleyişi hakkında toplantılara kendilerinin veya temsilcilerinin aracılığı ile katıldığı, oy kullanarak karar aldığı, pay sahipliği haklarını kullandığı ve bilgi edindiği anonim ortaklığın iki zorunlu organından bir tanesidir. Bu doğrultuda Tezimizde, öncelikle genel kurul üzerinde durularak, organ niteliği ve yönetim kurulu ile arasındaki ilişkiye, genel kurul kararının tanı . . .mına ve hukuki niteliğine değinilmiş; genel kurul toplantılarının sınıflandırmaları ve genel kurul toplantılarında çağrı ve çağrıda bulunmaya yetkililer irdelenmiştir. Akabinde 6762 sayılı eski Türk Ticaret Kanunu döneminde bulunmayan ancak yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile tek pay sahibine ilk kez tanınmış olan genel kurulu çağrı yetkisi, bu yetkinin tanınmasının neden ve sonuçları ile tek pay sahibinin çağrı yetkisini kullanmasının maddi ve şekli koşulları ele alınmış ve tek ortaklı anonim şirketler bakımından bu yetkinin uygulanabilirliği değerlendirilmiştir. Son olarak ise genel kurulu toplantıya çağrıya yetkili olanlardan bir diğeri olan azınlığın genel kurulu toplantıya çağrı yetkisi üzerinde durulmuş, azınlık kavramı incelenmiş, azınlığın genel kurulu toplantıya çağrı prosedürü ayrıntılı olarak incelenmiştir Daha fazlası Daha az

20. Yüzyıl resim sanatında bilim odağında rastlantı

Preprint | 2023 | Yeditepe Üniversitesi Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi

20. yy da plastik sanatlarda, rastlantı faktörünün kullanımının önemli bir yeri vardır. Dünya savaşlarından sonra, belirsizlik düşüncesinin sebep olduğu ruhsal çöküntü ile, sanatçılar anlam arayışına girmişlerdir. Geleneksel sanat kurallarını reddeden Dada sanatçıları, rastlantısal ve deneysel eserler üretmeye başlamışlardır. Modernizm ile birlikte sanatçılar, özgür fırça darbeleri ile kalıplardan uzaklaşmış, sanat eserlerinde hazır nesne kullanımı ortaya çıkmış ve çeşitli buluntu nesneleri bir araya getirerek özgün eserler üretmişlerdir. Bilimdeki gelişmelerin de etkisi ile rastlantı faktörünün kullanımı Çağdaş sanatın ortaya çıkma . . .sına vesile olmuştur. Bu makalede, bilim ve sanat arasındaki ilişkiler rastlantı bağlamında araştırılarak, rastlantı faktörünü eserlerinde kullanan sanatçılardan örnekler verilmiştir Daha fazlası Daha az

20. Yüzyıl Sürrealizm ve soyut ekspresyoniz sanat akımlarında otomatizmin gelişimi

Preprint | 2023 | Yeditepe Üniversitesi Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi

“20. Yüzyıl Sürrealizm ve Soyut Ekspresyonizm Sanat Akımlarında Otomatizmin Gelişimi” konulu tez başlığında; yirminci yüzyılda yaşanan savaşların ve sanayi devrimlerinin, insan psikolojisine olan etkileri ve bu etkilerin dışavurum süreci araştırılmaktadır. Araştırma konusunun ruh bilimsel bir özü barındırması nedeniyle psikanalist tekniklerden yararlanılarak özünde soyut olan bir kavram, eserler üzerinden somutlaştırılmıştır. Sanatçılar, psişik bir kavram olan otomatizma sayesinde bilinç altını serbest çağrışım öncülüğünde açığa çıkarmışlarıdır. Sürrealizm ve Soyut Ekspresyonizm akımına mensup bazı sanatçılar, hiçbir kurala ve ilkey . . .e bağlı kalmadan, zihnin denetiminden kurtularak; bilinçsizlik, tahmin edilemezlik, doğaçlama, şans eseri ve özdevinim faaliyetleri olarak tanımlayabileceğimiz otomatizm anlayışını benimsemişlerdir. Sanatın tamamen bireyselleşmesini sağlayan bu anlayışa dayanarak geliştirdikleri yöntemlerin temelinde yatan felsefe vurgulanarak gösterilmiştir. Bu yöntemler bilinç düzeyinden, bilinçaltına giden yolda bir anahtardır. Katarsis olarak ifade edilen bu yolculuk esnasında her sanatçı kendi yöntem ve tekniklerini geliştirdiğinden, tez içerisinde sadece belli başlı tekniklerin uygulanış biçimlerine betimleyici bir anlatımla yer verilmiştir. Bu bağlamda kendi akımı içinde dahil, biçimsel olarak hiçbir ortak noktası olmayan bu eserler, felsefi açıdan ortak bir duruş sergileyerek sanatı bağımsızlaştırmaları yönüyle sanat tarihinde büyük bir öneme sahiptir Daha fazlası Daha az

Konut ve çatılı i̇şyeri kiralarında kira bedelinin tespiti

Dinar, Refik Cem

Preprint | 2023 | Yeditepe Üniversitesi Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi

Çalışmamızda konut ve çatılı işyeri kiralarında kira bedelinin tespiti konusu incelenmiştir. Mülga 818 Sayılı Borçlar Kanunu ile Mülga 6570 Sayılı Gayrimenkul Kiraların Hakkında Kanun dönemine değinilmekle birlikte, ağırlıklı olarak 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu uygulaması ve güncel Yargıtay kararları incelenmek suretiyle, kira bedeli tespitinin ne şekilde olacağı anlatılmaya çalışılmıştır. İncelememizde, kira sözleşmesi ve bedel unsuru, bedel unsurunun kira sözleşmesi bakımından önemi ve bedeli belirlemenin sözleşme özgürlüğü kapsamındaki sınırları hakkında yeterli bilgilere yer verdikten sonra, kira bedelinin tespitinin ne şekil . . .de olacağı açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışmamızın konusu üç bölümde incelenmiştir. Birinci bölümde, kira sözleşmesinde bedel unsuru üzerinde durulmuştur. Bu kapsamda kira sözleşmesi ve bedel kavramlarının tanımı, kiracının kira bedelini ödeme borcunun niteliği, kira bedelinin sözleşme özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi, kira bedeline artış kaydı koyabilme özgürlüğü ve sınırları açıklanmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde, kira bedelinin belirlenmesi ve uygulanacak ilkeler kapsamında Türk Borçlar Kanunu madde 344 ve uygulaması incelenmiştir. Üçüncü bölümde, Türk Borçlar Kanunu madde 345 kapsamında kira tespit davasının anlam ve niteliği, kira tespit davası açılabilmesi için gerekli şartlar farklı kira sözleşmesi türlerine göre açıklanmaya çalışıldıktan sonra kira tespit davası ve uyarlama arasındaki farklara yer verilmiştir Daha fazlası Daha az

Limited şirketlerde sermaye borcunun ifasında temerrüt ve ıskat yaptırımı

Dinar, Refik Cem

Preprint | 2023 | Yeditepe Üniversitesi Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda sermaye şirketlerinden biri olarak kabul edilen limited şirketlerin sayısında son zamanlarda önemli ölçüde artış görülmektedir. Söz konusu artışın en önemli sebeplerinden birini, limited şirketlerin sermaye şirketi olarak kabul edilmesinin yanı sıra, yapısında şahıs niteliğinin bulunması oluşturmaktadır. Bu sebeple, daha çok ortakların şahsi özelliklerinin ön planda olduğu aile işletmeleri ya da anonim şirketlere nazaran daha küçük hacme sahip olan limited şirketlerin kurulması tercih edilmektedir. Bir limited şirketin kurulabilmesi ve varlığını sürdürebilmesi için şirketin en önemli gereksinimi v . . .e unsurlarından birini oluşturan sermayenin ortaklar tarafından TTK’da öngörülen usul ve sürelere riayet edilerek şirkete getirilmesi gerekmektedir. Aksi halde, sermaye taahhüdünde bulunup, zamanında sermaye borcunu ifa etmeyen ortaklar hakkında temerrüt sebebiyle yaptırımların uygulanması kaçınılmazdır. Söz konusu yaptırımlara anonim şirketler hakkında düzenlenen TTK’nın 482 ve 483 maddelerinde yer verilmiştir. Sermaye borcunu ifa etmeyen limited şirket ortakları hakkında da TTK m. 585 atfı uyarınca TTK 482-483. maddelerinin kıyasen uygulanması öngörülmüştür. Bununla beraber, sermaye borcunun ifa edilmemesinin hukuki sonuçları bakımından TTK m. 128 ila m. 130 ile ticaret şirketlerine ilişkin genel ve tamamlayıcı nitelikli hükümler düzenlenmiştir. Anılan yaptırımların getirilmesi kuşkusuz, sermayenin ve geniş anlamda malvarlığının korunması ilkesinin bir gereğidir Daha fazlası Daha az

Grafik tasarım eğitiminde bir model önerisi: Döngüsel tasarım

Dinar, Refik Cem

Preprint | 2023 | Yeditepe Üniversitesi Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi

Döngüsel Ekonomi (DE) ve Tasarım kavramı, Avrupa ülkelerindeki birçok akademik eğitim kurumunda öne çıkan bir konu haline geldi. Grafik tasarımın da daha sürdürülebilir bir dünya için DE.’ye geçişin ürün ve üretim kalitesi boyutunu desteklemesi ve hizalanması gerekir. Bununla birlikte, literatürde DE kavramını lisans düzeyinde grafik tasarım müfredatına dahil etmeye yönelik bir girişime rastlanmamaktadır. Bu tez, bir güzel sanatlar fakültesinde, Döngüsel Ekonomi ve Tasarıma yönelik yapılandırılmış grafik tasarım öğretimi aktivitelerinin ilk sonuçlarını sunmaktadır. Araştırma ve tasarım eğitiminin entegrasyonu, öğrencilere disiplinle . . .r arası bir öğrenme ortamı sağladı. Öğrenciler, tasarım sürecinin erken aşamalarında zorlukları bütüncül ve sistematik bir bakış açısıyla ele almaları gerektiğini anladılar. Ayrıca durum çalışması kapsamında öğrenciler tarafından geliştirilen döngüsel çözümlerin paydaşlar tarafından sürdürülülebilirlik hedeflerine ulaşmak için etkili birer seçenek olarak görüldüğüne dair kanıt sağladı Daha fazlası Daha az

Kırım’da yaşanan i̇lk Rus i̇stilası 1736

Dinar, Refik Cem

Preprint | 2023 | Yeditepe Üniversitesi Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi

1699 Karlofça Antlaşması sonrası Osmanlılar, erken XVIII. yüzyıla kaybedilen toprakları geri alma politikası takip etmişti. Bu politika gereği 1711 yılında Azak kalesini Ruslardan ve 1714 yılında Mora yarımadasını da Venedik’ten geri almıştı. 1736 senesine gelindiğinde Ruslar, Karadeniz’in kuzeyine hâkim olabilmek için Azak kalesini ele geçirip Kırım Hanlığı’nı ilhak etme politikası takip ettiler. Osmanlılar ile Ruslar arasında cereyan eden bu savaşta Kırım Hanlığı tarihinde ilk kez yabancı güçler tarafından istilaya maruz kalmıştı. 1736 senesinde Ruslar adına Mareşal Münih, Kırım’ı istila eden ilk komutan olmuştur. Kırım Tatar süva . . .rileri ateşli silah teknolojisinde geri kalması hasebiyle Rus kuvvetlerine karşı mukavemet edememişti. Bunun neticesinde Kırım Hanlığı’nın önemli şehir ve kalelerinden olan Perekop, Kılbırun, Gözleve ve Bahçesaray 1736 senesinde Rus istilasına uğramış oldu Daha fazlası Daha az

Türk hukukunda resmi belgede sahtecilik suçu

Dinar, Refik Cem

Preprint | 2023 | Yeditepe Üniversitesi Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi

Tezimizin amacı; Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen resmi belgede sahtecilik suçunu esas alarak hukukumuzda resmi belgede sahtecilik suçunu irdelemektir. Bu kapsamda resmi belgede sahtecilik suçu düzenlemesini incelemek ve konuya ilişkin öneriler oluşturmak amaçlanmaktadır. Tezimizde; öncelikle suçun tarihi gelişimi ana hatlarıyla aktarıldıktan sonra resmi belgede sahtecilik suçunun temel ve müşterek kavramlarına değinilmiştir. “Klasik suç tipi inceleme metodu” doğrultusunda resmi belgede sahtecilik suçunun unsurları, suça etki eden nitelikli halleri, özel görünüş biçimleri ayrı ayrı incelenmiştir. Ayrıca suçun yürürlükteki 5237 sayılı . . . TCK hükümleri ile 765 sayılı ETCK hükümlerinin karşılaştırılması yapılmıştır. İncelemede, suçun temel kaynakları olan mevzuatın yanında öğretideki görüşler, yargı kararları ve gerektiğinde karşılaştırmalı hukuktan yararlanılmıştır. Tezimizde önce tartışmalı konulara ilişkin görüşler sonra ise kişisel görüşler belirtilerek çözümler ortaya konmaya çalışılmıştır. Tez çalışmamız sonucunda; özellikle resmi belgede sahtecilik suçunun temel kavramı olan belge kavramının günümüz yaşam ilişkileri ve günümüzün teknolojik gelişimine göre doğru yorumlanması ve yürürlükten kalkan 765 sayılı ETCK hükümleri etkisindeki uygulamaların değişmesi gerektiği tespit edilmiştir. Uygulamada belge kavramı ile suç unsurlarının doğru tespitinin, resmi belgede sahtecilik suçunun diğer suçlar ile ilişkisinin ortaya doğru konulmasının, özellikle teselsül ve içtima hükümlerinin doğru uygulanmasının ceza adaleti açısından önemi ortaya konulmuştur Daha fazlası Daha az

Birinci TBMM’de Düyun-ı Umumiye’nin varlığı ile ilgili tartışmalar

Dinar, Refik Cem

Preprint | 2023 | Yeditepe Üniversitesi Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi

Düyun-ı Umumiye İdaresi 1881 yılında kurulduktan sonra her geçen yıl Osmanlı mali sistemindeki etkisini arttırmış bir yapı olarak Cumhuriyet sonrası döneme kadar varlığını sürdürmüştür. Bu idare varlığını Milli Mücadele döneminde de sürdürmüş olmasına rağmen fiili durumu önceki dönemlerden çok farklı olmuştur. Heyet-i Temsiliye adına Mustafa Kemal Paşa’nın 18 Mart 1920 tarihindeki emriyle bu idarenin İtilaf Devletlerine borç ödemesi yapması yasaklanmış ve topladığı vergi gelirlerine el konmuştur. Bu fiili duruma rağmen Düyun-ı Umumiye İdaresi’nin varlığına pratik gerekçelerden ötürü dokunulmamıştır. Bu durum zaman zaman Meclis’te ba . . .zı tartışmalara sebep olmuştur. Bu çalışmada TBMM’de Düyun-ı Umumiye İdaresi bağlamında yaşanan tartışmalar ele alınmıştır. After the Ottoman public Debt Administration was established in 1881, it continued to exist until the post-Republican period as a structure that increased its influence in the Ottoman financial system with each passing year. Although this administration continued its existence during the National Struggle period, its actual situation was very different from the previous periods. By the order of Mustafa Kemal Pasha on behalf of the Representative Committee, this administration was prohibited from making debt payments to the Entente States and the tax revenues it collected were confiscated on 18 March 1920. Despite this de facto situation, the existence of the Ottoman Public Debt Administration remained untouched for practical reasons. This situation caused some discussions in the Parliament from time to time. In this study, the debates in the context of the Ottoman Public Debt Administration in the Grand National Assembly of Turkey are discussed Daha fazlası Daha az

20. Yüzyıl Batı sanatında Dadaizm ve anti sanat yaklaşımlar

Dinar, Refik Cem

Preprint | 2023 | Yeditepe Üniversitesi Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi

“İmha da yaratmadır!” mottolu Dada hareketinin topluma, geleneklere, kapitalist yönetimlere ve alanları olan sanata karşı anarşist yıkıcılığı, sanatın yüceliği olgusunun yerini biçimsel ve kavramsal yeni açılımlara bırakmasına, “Anti Sanat” kavramının doğmasına neden olmuştur. Endüstrileşmeyle oluşan kapitalizm sonucu sömürgeciliğe paralelinde oluşan militarizme karşı Dada; halk ve proletarya haklarını gözeten sosyalizmden komünist bir çizgiye evrilen felsefeyi benimser. İçinde bulunduğu 1.Dünya savaşının sosyal, siyasal etkileriyle doğan Dada; gösterilerinde politik felsefeye yer vermesi, biçimleri bozması, hazır nesne ve kolaj, mo . . .ntaj, asemblage teknikleri kullanımıyla ve sanatçı kavramına yaklaşımıyla anti-sanat bir yaklaşım sergilemiş, modern sanata geçişi sağlamış post modern bir akımdır. Dada’ nın sanata kattığı pek çok teknik ve dil, bugün temel görülen kullanımlardır. Kavramsal ve biçim açısından modern ve çağdaş sanatın temelinde hareketin etkilerini görebiliriz. Kısa sürede pek çok ülkede yayılan Dada, üzerinden bir asır geçmesine rağmen ironik, eleştirel, düşünceyi hünerden, sanat nesnesinden üstün tutan Anti Sanat felsefesiyle, tavır olarak günümüze değin sanat içinde varlığını sürdürmektedir. Kitap, makale, sergi, katalog ve çeşitli internet kaynaklarından yararlanılan araştırmada; sosyal ve siyasal olayların sanatı nasıl şekillendirdiği, anti-sanat yaklaşımda sanatçının nereye konumlandığı, sanat yapıtının biçimsel ve kavramsal dönüşümü ele alınmıştır Daha fazlası Daha az

Doğa-Resim i̇lişkisi i̇çerisinde değişen “Figür” kavramı

Kaya, Gülveli

Preprint | 2023 | Yeditepe Üniversitesi Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi

Bu çalışmada Doğa-Resim ilişkisi içerisinde değişen “figür” kavramı, insan bedenine (vücut) karşılık gelen “figüratif” den söz edilmektedir. 14. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar resim sanatında karşılaştığımız insan figürünün değişim süreci örneklerle, karşılaştırmalı olarak irdelenmiştir. Tarihsel gelişimi sürecinde doğa kavramı, yaşam biçimi, düşünce sistemi ve inanışlara bağlı olarak her zaman değişken bir kavram olarak kabul edilmektedir. Buna bağlı olarak sanatta insan görünümü mağara döneminden modern toplumlara kadar her zaman sosyo-kültürel alanda yerini bulduğu görülmektedir. Resim sanatında figür yani insanı gösteren resimlerin . . . kökleri Taş Devri’ne kadar uzandığı kabul edilmektedir. Taş Devri adamının mağara duvarına çizdiği insan figürleri küçük düz boyutsuz, kişilik belirtmeyen resimlerdir. Buna karşın hayvan figürleri gerçek ölçülere çok yakındır. Çünkü o çağda insan kavim içinde önemsiz biri olarak görülmektedir. 16 yüzyılda gerçekleşen bilimsel gelişmeler ile birlikte insanın kendisini ifade etme biçimleri de değişti. Sanatın başlangıcındaki kurallar gözden geçirilmeye başlanmıştır. İlk değişen insan bedeni oldu. Yavaş yavaş birey ortaya çıkınca sanatçılar, acılarını, korkularını resimlerine yansıttı. Batıdaki ahlaki değerler ve yüce değerler Van Eyck, Bosch ve Brueghel’in eserlerinde belirmiştir. Yüzyıllardır insan bedeninin tarihsel görünümü sosyo-kültürel anlamda en derin anlamlı yeri işgal ettiği ve bu savın günümüzde de geçerli olduğunu söylemek mümkündür. Ancak sanatçının sosyo-kültürel kısıtlamaları, onları algılama gücü arasında bir engel oluşturduğu ve bu nedenle Resim sanatında İnsan figürü, tarih boyunca doğalcılık’tan idealizm’e, fantastikten olağanüstüne kadar çeşitli yaklaşımlar içinde betimlenmiştir. Değişik kültürlerde çeşitli değer ve oran ölçülerine göre değişim ve gelişim göstermiştir. Bunun arayışı, radikal biçimde sanatta biçim değişikliğine, form değişikliğine yani ifade biçimlerinin değişikliğine yol açmaktadır Daha fazlası Daha az

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında yükümlülüklerimiz ve çerez politikamız hakkında bilgi sahibi olmak için alttaki bağlantıyı kullanabilirsiniz.

creativecommons
Bu site altında yer alan tüm kaynaklar Creative Commons Alıntı-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Platforms